Hayatını Türkiye ve İstanbul’un bilinen ve belki de bir o kadar da gizli kalmış geçmişine adamış bir grup gönüllü, ‘yollar yürümekle aşınmaz’ diyerek sokaklara çıktık. Amacımız rehberlerimizin toplam “300 seneden fazla geçmişleriyle” oluşturduğu bilgi birikimini isteyen herkesle şartlar elverdiğince katılımcıların tercihine göre çeşitli platformlarda paylaşmak. Üstünde yaşadığımız bu toprakların bizden önceki sahiplerinin hayatlarını ve bize bıraktıklarını şimdiki sahiplerine aktarmaya çalışıyoruz. Paylaşmaktan biz çok mutlu oluyoruz, paylaşırken katılımcıların da kendi bilgilerini aktaracağı, kafalarındaki sorulara hep beraber cevap bulacağımız platformalar oluşturmaya çalışıyoruz.

Bizimle beraber olabileceğiniz platformlar…

1001 Gezi

Yaklaşan Gezilerimiz:

Cem Cinol ile Tepebaşı Tünel Tomtom Çukurcuma

1001İSTANBUL - TIT TOPKATOURS
Gezi lideri CEM CİNOL 0532 6729927
Buluşma 10:00 Galatasaray Lisesi önü
Katılım ücreti 60 TL
Bilgi için Cem Cinol'u telefonla arayabilirsiniz.
Cem Cinol 05326729927
Katılım icin : http://1001istanbul.com/event/?event=318138092039036
(linkteki formu doldurmanızı rica ederiz)

16. ve 18. yüzyıl arasında Avrupa devletleri büyükelçilikleri, Tünel ile Galatasaray arasında yer alan ve Sultanlar tarafından bağışlanan arazilerde kuruldular. 19. yüzyıl başlarında Fransızlar, Hollandalılar, İsveçliler, Ruslar, İtalyanlar ve İngilizler, büyükelçiliklerinin çevresinde Galata'dan bağımsız bir yaşam bölgesi oluşturmuşlardı.
Tünel ile Galatasaray arasında, Grand Rue de Pera'nın (İstiklal Cadesi'nin) iki yanında oluşan bu alan Stavrodromi (Dörtyol) diye anılıyordu.
Bölge 5 mahalleye ayrılmıştı; Dörtyol, Tomtom, Polonya, Asmalımescit ve Galatasaray.
Özellikle Galatasaray ile Asmalımescit arasında, Grand Rue de Pera'ya paralel olarak gelişen Aziziye Caddesi (şimdiki Meşrutiyet Caddesi), üzerinde sıralanan birbirinden değerli konutları, konakları, taş yapıları, otelleri, tiyatroları, parkları ve seyir terasları ile Cadde-i Kebir'in dışında, batılılaşan İstanbul'un çağdaş yüzü olmuştu.
Galatasaray'dan Tepebaşı ve Şişhane'ye doğru Batı bölgesi ile Tophane ve Galata'ya doğru Doğu bölgesi Pera'nın en önemli ve zengin yerleşim bölgelerine dönüşmüşlerdi.
Bir yanda Galata, diğer yanda Haliç - Pangaltı - Tatavla (Kurtuluş) ve Taksim - Şişli eksenlerine eklemlenmiş ama gerek zenginlik gerekse entelektüel yaşam nitelikleriyle, bu bölgelere adeta tepeden bakan ayrı bir İstanbul oluşmuştu.
Dörtyol denilen, İstiklal Caddesi'nin hemen kıyısındaki bu mağrur yeni istanbul, kentin yazgısına koşut, Beyoğlu'nun ışıltılı tiyatro, sinema, barlar, meyhaneler, lokantalar, randevu evleriyle şekillenmiş gece hayatının gölgesinde kalarak yaşamış ama, her zaman vakur ve üstten bakan, sesiz ve edalı duruşunu terketmemiştir.
Bu yeni rotayla, Dörtyolu oluşturan semtleri keşfederken, Pera ''Dörtleme''mizin (''Galata- Binaların Dili'' / ''Beyoğlu 60'lar, 70'ler'' / ''Galatasaray'dan Şişhane, Tomtom, Çukurcuma'ya'' ve ''Perşembe Pazarı Hanları- Karaköy - Salı Pazarı'') 3.sünü başlatıyorum.... 🤗

Galatasaray Postanesi, Sponeck Birahanesi, Meşrutiyet Caddesi, İngiltere Konsolosluğu, Bristol Otel, Londra Oteli, Deniz Palas, Pera Palas, Tepebaşı Bahçesi, Tepebaşı Tiyatrosu, Palazzo Donizetti, Corpi Sarayı, Camondo Binaları, Yemenici Abdüllatif Sokak, Decugis Konağı, 6. Daire, Tünel Binaları, Nergis Sokak, Ensiz Sokak, Müeyyet Sokak, Jurnal Sokak, Şehbender Sokak, Sofyalı Sokak, İsveç Konsolosluğu, Hidivyal Palas, Hotel D'Angleterre, Karagözoğlu Binası, Lebon, Markiz, Stavrodromo,
Yemek molası....
Rusya Konsolosluğu, Hollanda Konsolosluğu, High School, Nur-u Ziya Sokak, Franz Listz, Fransız Sarayı, Marius Mişel Paşa’nın Evi, Postacılar, Tomtom Kaptan, Fransız Mahkemesi, Venedik Sarayı/İtalyan Elçiliği, İtalyan Lisesi, Gül Baba, Çukurcuma, Faik Paşa, Asri Turşucu, Ağa Hamamı, Yunanistan Konsolosluğu, Galile Galileo Lisesi, Galatasaray Hamamı, Zoğrafyon Lisesi, Çukur Meyhane ve Urban Café 'de akşamüstü veda kahvesi....

Cem Cinol

Cibali Fener Balat Hüseyin Avni ile

Buluşma saati ve yeri: 10:00 Kadir Has Üniversitesi Unkapanı
Rehber Hüseyin Avni Özkan 0532 425 04 26
Katılım bedeli 60 tl
Katılım icin : http://1001istanbul.com/event/?event=145741016127688
(linkteki formu doldurmanızı rica ederiz)

Güzergah üzerinde ve civarında:
Eski Tekel Cibali Sigara Fabrikası (Kadir Has Üniversitesi),Cibali Karakolu, Cibali Kapısı, Gül Camii (Aya Theodosia Kilisesi), Küçük Mustafa Paşa Hamamı, Ayakapı Hamamı, Aya Nikola Kilisesi, Maraşlı Rum İlköğretim Okulu, Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi, Aya Yorgi Kilisesi, öğle yemeği molası ( Forno'da pide, lahmacunve hatta kayısılı sufle, Vodina'nın mantısı ve de elmalı turtası, fındık kabuğu ateşinde köfte), Mesnevihane, Moğolların Meryemi Kilisesi, Kırmızı Mektep, Fener Evleri, Kantemir Sarayı, Tevkii Cafer Merdivenleri, Bulgar Sveti Stefan Kilisesi,Tahta Minare Camii, Balat'ın Meşhur Fetih İşkembecisi, Ahrida Sinagogu, Balat Çarşısı/Çıfıt Çarşısı, Agora Meyhanesi, Surp Hıreşdagabet Ermeni Kilisesi, Ferruh Kethüda Camii, Balat Evleri.

Kitap Sunumu: "Gayrimüslimlerin Öteki Tarihi"

Kitap Sunumu: "Gayrimüslimlerin Öteki Tarihi" Ayşe Hür

Kitabı Sunan AHMET FAİK ÖZBİLGE 0532 4147210
Kayıt için linkteki formu doldurmanız rica olunur: http://1001istanbul.com/event/?event=2022208841325278

Buluşma 19:00-22:00 Kızıltoprak TCDD Emeklileri Lokali (Kızıltoprak Tren İstasyonu yanı) (İçkili Lokanta)

Katılım 60 TL (Dahil olan: Sunum + meze tabağı + ana yemek + kuver + tip) Kasaya sadece bunlar haricinde içtiğiniz ve de yediğinizi ödüyorsunuz..

Sunum akşam yemeği esnasında gerçekleşecek.. Okuduğum kitabı, çıkarttığım notların da yardımıyla sizlere anlatırken, duygu ve düşüncelerimi de aktarmaya çalışacağım.. Her zaman olduğu gibi bilgi paylaşımına herkesin katılımı serbest, ben anlatacağım, birlikte konuşacağız.. Mümkünse kitabın okunması tavsiye olunur, okunamadıysa da en azından konuya bir göz atılmış olması, o zaman daha da zevkli oluyor 🙂 Ama herhangi bir zorunluluk yok tabii, okumasanız da buyrun gelin lütfen.. Görüşmek dileğiyle, sevgiler....

Galata'nın Esnaf Lokantaları Liman ve Batakhane Tarihi

19 Ocak CUMA
Ahmet Faik Özbilge ile Galata'nın Esnaf Lokantaları Liman ve Batakhane Tarihi
(1001İSTANBUL - TIT TOPKATOURS)

Gezi lideri AHMET FAİK ÖZBİLGE 0532 4147210

Buluşma 09:30 Karaköy Murat Muhallebicisi

Katılım ücreti 60 TL

Katılmak için linkteki formu doldurunuz: http://1001istanbul.com/event/?event=1704549509584271

Gönlümüzdeki Program:

Mümkünse kahvaltı etmeden geliniz dediydim çünkü Karaköy'de ballı-manda kaymaklı, köy yumurtalı kahvaltı ile başlayacaktık güne, ama kuruluşu 1915 olan Özsüt Kaymakçısı 2 hafta önce Beyoğlu'na taşınıvermiş ☹️ Dolayisıyla Murat Muhallebicisi'nde erken gelenlerle börek yiyerek başlayacağız.. Ardından Karaköy'de güzel bir gezi: Meydan, Kayıp Karaköy Camii, Heykelli Ziraat Bankası, Ömer Abed Han, Karantina Binaları, Liman Binaları, eskiden meyhanelerin, balozların, harabathanelerin bol bulunduğu Liman Caddesi, Aya Nikola, Fransız Geçidi, Rus Çatı Kiliseleri, Türk Ortodoks Patrikhanesi, Karaköy barları, kafeleri, Balthasar, Fasuli, Tophane, Kılıçalipaşa Camii, Aya Yani,
Nato Lokantası'nda tadım, Kemankeş Kara Mustafa Camii, Yeraltı Camii, Çeçeyan Han, Nordstern Binası, ara sokaklar, Rüstempaşa Hanı, Fatih Bedesteni,
Mutfak Dili'nde ne kaldıysa, Arap Camii ve civarındaki pideciler, esnsf lokantaları, Voyvoda Caddesi'ne genel bakış, Yahudi Yokuşu, İyalyan Sinagogu, D'Aronco Çeşmesi, Büyük Hendek Sokak ve Neve Şalom, Dönerci, Serdar-ı Ekrem Sok, Doğan Apt, Kırım Kilisesi,
Cafe Biberon Janset'in Yerinde çay molası, Kemeraltı Cad, Karaköy İlkokulu, Surp Kirkor Lusavoriç Ermeni Kilisesi, St Benoit, Alageyik Sok, Surp Pırgıç Katolik Ermeni
Kilisesi, son keşifler....

Cem Cinol ile Tahtakale Sultanhamam Hobyar

20 Ocak 2018
Cem Cinol ile "Tahtakale Sultanhamam Hobyar, Osmanlı'nın Son Yılları"

1001istanbul - TIT Topkatours
Gezi lideri CEM CİNOL 0532 6729927
Buluşma 10:00 Mısır Çarşısı önünde
Katılım ücreti 60 TL

Kesin katılım için lütfen linkteki formu doldurunuz:
http://1001istanbul.com/event/?event=322242488281603

İstanbul’un Haliç girişinde, şehir kurulduğundan beri var olan limanın, Sirkeci’yle birlikte önemli bir bölümünü Eminönü semti oluşturmaktadır. Şehrin önemli bir merkezi olduğu kadar, dünyanın en önemli limanlarından birinin de merkezi olan bu semt, Unkapanı yolu üzerinde yer alan İstanbul Ticaret Odası’nın binası ile Sirkeci arasındaki sahil şeridi ve onun hemen arkasındaki çarşı bölgesini kapsamaktadır.
Semtin Bizans döneminde “Neorin Kapısı” ile “Porta Drungari”(Odun Kapısı) arasındaki kıyı ve liman bölgesi olduğu kaynaklardan anlaşılmaktadır. X. yüzyıldan sonra Cenevizliler ve Pisalılar başta olmak üzere Latin kolonileri, Eminönü-Sirkeci civarında imtiyazlı bölgeler elde edip, buralara yerleşmişler ve limanda kendi ticaret iskelelerini kurmuşlardır.
Osmanlı döneminde, İstanbul’un hukuki ve idari yapısını oluşturan üç kadılıktan [Eminönü, Eyüp, Üsküdar] biri ve en önemlisi olan Eminönü’ne “Belde-i Şahane”denirdi. Semt, Bizans döneminde olduğu gibi, Osmanlı döneminde de şehrin ithal ettiği malların boşaltılıp saklandığı, binlerce denizci ve tüccar ile onlara hizmet verenlerin işlerini gördüğü yoğun bir iş merkezi olmaya devam etmiştir. Bugün Eminönü’nde hala birçok han ve çarşı bulunmaktadır.
İstanbul’un kalbinin attığı liman yerleşimlerinden bir diğeri de Sirkeci'dir. Batıda Bahçekapı, doğuda Sarayburnu, güneyde Cağaloğlu semtleri ile çevrilmiştir. Osmanlı İmparatorluğu zamanında hem Topkapı Sarayı’na hem Babıali’ye yakın olması nedeniyle oldukça önemli olan Sirkeci’de birçok camii, han, çeşme inşaa edilmiş, Sirkeci Garı bu semtin adeta sembolü olmuştur.
Buharlı gemilerin yapılmaya başlanması, Şirket-i Hayriye, Sultan Abdülaziz Dönemi’nde demiryolunun Sirkeci’ye gelişi, tünelin yapılması, atlı ve daha sonra da elektrikli tramvaylar, 19.yy. sonunda Galata ve Sirkeci’de yapılan yeni rıhtımlar ve depolar, Dördüncü Vakıf Han,Postane ve Sirkeci Garı’nın inşası Eminönü - Sirkeci - Sultanhamam üçgeninin görüntüsünü tümüyle değiştirmiştir.
Bugün, inanılmaz canlılıkta süregelen ticaret yaşamıyla binbir renge bürünmüş bu bölge, tarihi yapıları, karmaşık sokakları, birbiri üzerine yaslanmış hanları, kokuları, sesleri ve kalabalığıyla Osmanlı İstanbul'unu günümüzde yaşatmayı sürdürüyor. Bize de keşfetmek ve yaşamak kalıyor.

Mısır Çarşısı, Yeni Camii, Meydan, Kurukahveci Mehmed Efendi, Balkapanı, Asi Künefe, Tahtakale, Rüstem Paşa Camii ve Hanı, Ahi Çelebi Camii, Bekri Mustafa, Eski Hal, Odun İskelesi, Yemiş İskelesi, Galata Köprüsü,Hobyar Camii, Sultanhamam,Hidayet Camii, II. Mahmud, Valide Sultan Çeşmesi, I. Abdülhamid Türbesi, Hocapaşa'da öğle yemeği (Filibe ve Rumeli Köftecileri, Erzurum Cağ Kebabı, Döner, Balkan Lokantası ve dahası)
Doğubank, İşbankası Müzesi, 4. Vakıf Han,diğer Vakıf Hanlar, Sirkeci Garı, TCDD Müzesi, Abdülaziz'in Avrupa Serüveni, Jöntürkler, Şark Ekspresi, Agatha Christie, Almanlar, Wilhelm II, Franz Joseph, Vlora Han, Art Nouveau, Büyük Postane, II. Abdülhamid, 93 Harbi, Düyun-u Umumiye ve hanlar, binalar, kahvehaneler, şekerciler....

1001 DERGİ

1001 ANADOLU

MACERA TADINDA GEZİLER

Gönlümüzdeki program uyarınca, içimizden geldiği gibi, mümkün olanın en iyisini yapmaya çalışıp, olmuyorsa da canımız sağolsun diyebileceğimiz…

SIRADIŞI VE SAMİMİ REHBERLİK

Konulara hakim, bilgiyi duygusuyla vermesini bilen rehberlerimiz eşliğinde keyifli bir seyahat

KESİN HAREKETLİ

Gezilerimiz kişi sayısına bakılmaksızın söz verilen saatte ve buluşma noktasında başlar.

Neden İstanbul Gezileri?

İçinde yasadığımız şehirlerle olan ilişkimiz,

şehirlerin büyümesi ve kalabalıklaşmasıyla birlikte,

günden güne daha eksik ve sorunlu bir hale gelebiliyor.

Hele bir de günlük yaşamın koşuşturması,  iş stresi ve dahi ulaşımda kaybedilen zaman da bunlara eklenince

şehrin sokaklarına, mahallelerine, değerlerine ve hepsinden önemlisi geçmişine yabancılaşıyoruz.

Şehirlerin büyümesiyle gelişen ve şehri bir ağ gibi sarmaya başlayan toplu ulaşım araçları ve arabacıklarımız beraberinde hatırı sayılır bir konforu getirirken bizi de şehrimizin sokaklarından koparıyor.

Gitgide daha az yürüyoruz.

Bir süre sonra şehrimiz bizim için  gelmişi ve geçmişi olmayan ve sürekli  şu anın  yaşandığı bir mekâna dönüşüyor.

Oysa unutuyoruz ki bu şehir  binlerce yıl boyunca ne kültürlere, ne topluluklara, ne şahsiyetlere ve ne yapılara mekân oldu.

Tüm yaşanmışlıklar şehrin toprağına, suyuna, sokaklarına ve binalarına sindi.

Hele bu şehir dünyamızın iki büyük merkezinden biri olan Istanbul ise, bahsettiğimiz sadece bir şehrin tarihi değil, gezegenin tarihidir.

İstanbul’la aramızdaki buzları eritmenin tek yolu  koşuşturmayı bir süreliğine de olsa bırakıp, kafayı kaldırıp sokakları arşınlamaya ve tarihin tüm izlerini keşfetmeye çalışmaktan geçiyor.

Eğer niyetli ve kararlıysanız, gelin İstanbul’u kapı kapı, sokak sokak, semt semt bizimle yürüyerek keşfedin ve şehrin sesine kulak verin.