1001 İstanbul ile Köşe Bucak

Uzun zamandır, 1001 İstanbul ailesini şöyle topluca tanıtayım, herkes hakkında ufak tefek bir şeyler yazıp, neyi amaçladığımızı da anlatayım istiyordum, kısmet bugüneymiş. Kurban Bayramı’nın son günü, yazın sona erip sonbaharın sahne almaya hazırlandığı, aslında yoğun gezi sezonumuzun da usul usul başladığı günlerden biri..

Lafı döndürüp dolaştırmadan, ne istiyoruz biliyor musunuz?!..

Kısaca söylemek gerekirse.. Her şeyden önce okuduklarımızı, gezdiklerimizi, gördüklerimizi, yediklerimizi, içtiklerimizi, yaşadıklarımızı ve hissettiklerimizi dürüstçe, sevgiyle bizi dinleyen, takip eden herkese anlatmak istiyoruz, kim olursan ol gel diyoruz, katkıda bulunmak istersen sen de anlat, bir arada paylaşarak, üreterek daha da güzelleşelim diyoruz.. Tüm bu gezileri hazırlarken, okuyoruz, geziyoruz, azımsanmayacak emek sarf ediyoruz, bu işlerden zengin olmaya çalışmak gibi bir hırsımız yok, ama çok fakir de düşmeyelim ki emeğimizi, enerjimizi bu yolda harcamaya devam edebilelim istiyoruz, o yüzden katkılarınızdan dolayı müteşekkir oluyoruz, öte yandan, kiminin parası, kiminin duası prensibinden gücümüz yettiğince vazgeçmiyoruz, özellikle öğrencilere mümkün olduğunca kucak açıyoruz, işte böyle….

Şimdi de aileyi tanıyalım bakalım 🙂

ASİYE SAKLIM

Kent FM 101.4’te “1001 İstanbul Yaramazof Kardeşler” programımızın takdimcisi, anonsçusu, hostesi, ara sıcak sesi, aslen gazeteci ve de televizyoncu, fırsatını bulduğunda iflah olmaz bir gezgin…

AYŞEGÜL TAŞDEMİR

Acentamızın her daim güler yüzlü, nazik genel sekreteri, irtibat sorumlusu, etkinlikleri düzenler, tanıtımla ilgilenir, evrak transferlerini yapar, 1001 İstanbul Dergisi’ni takip eder, makaleleri yerleştirir, kalabalık gezilere koşar gelir hostes oluverir…

BURHAN DURSUN

Boğaziçi dendi mi akla hemen o gelir, bıraksan Boğaz Turu’nu 3 saat değil 3 gün bile yapar, akla hayale gelmeyecek hikayeleriyle şaşırtır, sürükler, güldürür, mest eder.. Beyoğlu’nun arka sokaklarını avucunun içi gibi bilir, Galata finans tarihi ondan sorulur, önceki hayatında Voyvoda Caddesi bankerlerinden birisi olduğundan şüphelenilmektedir, Kapalıçarşı’nın altını üstüne getirir, gezdirmedik yerini bırakmaz, Ayasofya’nın en ciddi uzmanlarındandır, oradan başlayıp Bizans’ın merkezine seyahatler düzenler, teknoloji en zevk aldığı konuların başında gelir, Koç Müzesi’ni anlattığında benim diyen mühendisler hayretler içinde kalır…

CAN KURT

1001 İstanbul’un gözbebeklerinden, gezi fotoğrafları baş sorumlusu, meşhur sarı kamerasıyla her an bir gezide karşınıza çıkabilir, sonra çeker de çeker, şeytanın gör dediğini asla kaçırmaz, rehber dostudur, abilerinden ablalarından hiçbir yardımı esirgemez.

CEM CİNOL

Anlatmakla bitmez ki, yılların tecrübesi ve birikimi, renkli kişiliğiyle duayenimiz.. Her gezginim diyenin muhakkak bir turuna katılması gereken tatlı dilli, güler yüzlü, kalender abimiz. Geniş mimarlık ve sanat tarihi bilgisiyle sizleri Pera’da, Galata’da kah 60’lardan 70’lere, kah 18.-19. yüzyıllara sürükler, öyle yerlere sokar çıkarır, öyle insanlarla tanıştırır ki şaşırıp kalırsınız, “Cem Abi onu da mı tanıyorsun, pes vallahi” demekten dilinizde damağınızda tüy biter.. Sadece gezileriyle değil, ilginç sunumlarıyla da bir ekoldür, hele bir ahiliği, Ahi Evren’i dinleseniz ondan.. Ve şunu çok iyi bilin ki, onun hakkında bu söylediklerim devede kulak dahi değildir…

CİHAT TOKGÖZ

1001 İstanbul Dergimizin genel yayın yönetmeni, tam bir beyefendi! Ona söylesem güler hemen, ama öyle işte.. Nazik, düşünceli, çalışkan, ilginç fikirleriyle dergiyi zor koşullarda ayakta tutmasını bilen görünmez kahraman.. Yazdı mı da döktürür, makaleleri en çok like alan cinstendir, ama şu aralar meşgul biraz, “dinime küfreden Müslüman olsa” dediğini duyar gibiyim…

EBRU GÖKTEKE

Bizans ve dinler tarihi konusunda tam bir bilgi küpü, üstelik yılmadan usanmadan kendisini geliştirmeye de devam ediyor.. Harikulade sunumlar yapıyor, özellikle Hıristiyanlığın ilk zamanlarında bizleri muazzam seyahatlere çıkartıyor.. Pek yakında, bu sıradışı birikimlerin, yılların rehberlik deneyimiyle de birleşerek, karşımıza eşsiz bir gezi olarak çıkacağından hiç şüphem yok…

EGEMEN DEMİRCİOĞLU

Büyük emek vererek hazırladığı gezilerinde, kendisine has üslubuyla anlatırken kendinden geçen, bitmez tükenmez bilgiler veren, sıradışı yorumlarıyla düşündüren, sık sık “bak ya, demek bu da buradan geliyormuş” dedirten, içten ve de sevecen rehberimiz Egemen.. Her gezisi ayrı tefrika, hepsinde özel bir kurgu, inanılmaz bağlantılar, tefrika deyip geçmeyin, 32 kısım tekmili birden, bazen 3 ay tefrika sürer de, ondan sonra hak edilir gezi.. Dillere destan Üsküdar gezisi, Divanyolu’ndan Ermeni Patrikhanesi’ne, Boğaziçi Üniversitesi’nden başlayıp Hisar’ın ilerisinden tekneye atlayıp püfür püfür Boğaz yaptığımız gezi, Gece Gece Ayasofyalar, Süleymaniyeler, Fener Patrikhanesi’nden Petrion’a, 6 Ocak’ta susan haç çıkarma töreniyle birlikte, daha söyleyeyim mi?! Sunumlardan hiç bahsedemedim ki, Sinan’ın Tezkiretü’l Bünyan’ı, Harem’in bilinmezlikleri, şimdi de çok yakında Sultan Sofraları, sen çok yaşa Egemen…

EMİ UYGUN

Ailemizin güler yüzlü renklerinden Emi, özellikle kendi kültürü üzerine kurduğu gezi ve sunumlarında canla başla, heyecanla anlatır durur, enerjisi bitmez tükenmez, verdiği bilgilerin haddi hesabı sorulmaz.. Durmadan yeni projeler üretir, Galata’da Yahudi Mirası ile başlamıştı, sonra mirası aldı Balat ve Hasköy’e de taşıdı, derken hiç durup dinlenmeden, gitti Yeşilköy turunu çıkarttı. Biter mi, Tatavla’ya uzandı, şimdi de harika bir gezi olan Kemerburgaz Belgrat Bentler ve Kemerler’i yapacak. Aslen İzmirli, öyle olunca, “Doğduğum ve Büyüdüğüm İzmir” turunu da yarattı, içinde Sardes, Birgi, Tire ve daha neler neler.. Yakında İsrail gezisi için de göz kırparsa hiç şaşırmayın…

EREN ÖLÇÜOĞLU

İşte tam bir Tonton.. Senelerin tecrübesi, boşuna ak düşmemiş, saçına sakalına.. Eren Başkan diye de bilinir, sadece rehberlik değil, rehberlere de başkanlık yaptığından.. Onun bölgesi Bursa ve havalisi.. Bilindik Bursa’yı pas geçip, ara sokaklara, hanlara, hamamlara, çarşılara daldı, tepelere tırmandı, eski Ermeni, Rum mahallesine dadandı. Ortaya harika bir Bilinmeyen Bursa Gezisi çıkardı, yedikleriniz, içtikleriniz de cabası, görürseniz kaçırmayın, devamı da pek yakında, kah Keşiş Dağı’nda, kah Misi’de, Gölyazı’da…

FATİH YER

Can damarlarımızdan bir görünmez kahraman daha.. Bilimum teknik, taktik meseleler, yani çoğumuzun pek de anlamadığı bilgisayar, internet, web sayfası işleri, hemen hemen tüm alt yapı, fotoda da hacker gibi çıkmış zaten! Yani hepimiz uyurken, ruhumuz hiç bişi duymaz iken, deniz yırtılsa diken, gökyüzünü boyayan, bulutların suyunu dolduran Fatih işte.. Vakit ayırabildiğinde AR-GE’de de harikadır, ama şu ara o da biraz meşgul olanlarımızdan..

HALUK KURT

Acentadaki kalbimiz, ev ve aile ortamımızın temel unsurlarından, turizm camiasının zarif insanı.. Plan ve projelerden, alt yapı ve her tür destekten sorumlu, tekkenin başında duran derviş ruhlu dostumuz. O da çok sevmez aslında ortalıkta olmayı, ama hepimiz de bilir ve hissederiz ki, iyi ki vardır, iyi ki kurmuştur bu güzel yuvayı.. Biraz da dergimizde ara verdiği yazılarına devam etse, diyecek hiçbir lafımız olamaz ki kendisine….

HİLMİ ÇALIŞ

İlkokulda adını tahtaya yazdıklarından beri çalışmadan duramayan Hilmi, aramıza bir katıldı, pir katıldı.. İddialı, ama özenle hazırlanmış, içleri dopdolu gezileriyle şimdiden gönülleri fethetmeye başladı.. Kolay değil Tanzimat’la başlayıp Cumhuriyet’e dek uzanan değişimleri bir güne ve bir semte sığdırmak.. Hilmi’nin Gülhane-Cağaloğlu hattında gerçekleştirdiği belgesel tadındaki bu geziyi muhakkak gidip yaşamanızı tavsiye ederim.. Aslında sığamadı bir güne tabii ki, o da ikinci güzergahı yarattı, yemedi, içmedi, yine karınca gibi çalıştı, Sirkeci’den Tophane’ye, Dolmabahçe’ye, Beşiktaş’a, Ortaköy’e dek uzattı.. Bir de camilere, minarelere ve haliyle mimarların en kocasına taktı kafayı, Devir Devir Osmanlı Camileri’nin izini sürdü, yetmedi Gün Doğumundan Gün Batımına Sinan’ın İstanbul’unu tavaf etti.. Hilmi’de proje bitmez, işine duyduğu sevgi tükenmez, gidin dinleyin, hak vereceksiniz..

HÜSEYİN AVNİ

Bu beyaz saçların altında öyle bir enerji var ki, akıl ser ermiyor, Hüseyin Avni durmuyor geziyor, susmuyor anlatıyor ve bu inanılmaz tempo olanca hızıyla devam ediyor, kimse de buna dur demiyor! Neden desin ki, bu adamın ağzından bal damlıyor, koş yetiş vatandaş, kova, tencere, sürahi ne varsa getir, bal damlıyor diyorum, çam balı, çiçek balı, deli balı, haydi hop Kınalı, peşi sıra Burgaz, bir dahaki sefer Büyükadalı, bir bakmışın Yedikule’de, büyülü tahta kaşıklar yine elinde, Samatya’da Matya Kafe’de, Süleymaniye’den Küçükpazar’a bir inişi var, tutabilene aşk olsun, peki kimin aklına gelirdi, Sulukule’den Lonca’ya tur yapmak, Üsküdar’dan milleti vapura bindirip şehrin kara sevdalarını anlatmak, dur daha Kadıköy var ki, Yeldeğirmenli, Paris Mahalleli, gözlerde yaşlar Selahattin Akpınarlı, Afife Jaleli, bazen de yemeli, içmeli, Vefalı, Çırçırlı, Zeyrekli, e hadi dur desin artık bana biri…

HÜSEYİN IRMAK

Gezi danışmanımız, bilgi yumağımız, araştırmacı yazar, tam bir gönül dostu Hüseyin Irmak.. Kağıthane bölgesi ondan sorulur, Kayıp Demiryolu’nun İzinde, Kemerburgaz Bendler, Sukemerleri, Havuzlar, Kurtuluş/Tatavla gezilerinin mucidi odur! Her daim samimi, asla boş konuşmayan, kendisini paylaşmaya, üretmeye adamış olan Hüseyin Irmak’ın son kitabı Tatavla’dan Kurtuluş’a ya da Yaşadığım Kurtuluş

METİN KURAL

Biz “rehberlerin hocası” dedikçe, “aman abi, yazmayın böyle şeyler, millet yanlış anlayacak” diyecek kadar mütevazidir, oysa hakikaten bir çok staj gezisinde rehber adaylarına rehberlik yapmış, yeni rehberler hayrına geziler düzenlemiştir, yani boşuna yazmadık biz onu..! Her daim güler yüzlü, yumuşak huylu, ama lafını da asla esirgemeyen çok güzel bir insandır.. Gezilerinde çocukluk hatıralarını anlatmaya bayılır.. İnsanın çocukluğu gezdirdiği yerlerde geçmiş olunca böyle oluyor tabii, Vefa’da, Haseki’de, Balat’ta, Kocamustafapaşa’da, sanırsam Suriçi’nde her yerde Metin Kural, akrabaları ve hemşerilerinin izini bulmak mümkün, anlattığı hikayelerin hepsi de ayrı sevimli, dinlemeye doyulmuyor. Kendisi de anlatmaya bayıldığından, özellikle Divanyolu, Aksaray, Şahzadebaşı, Süleymaniye, Vefa, Zeyrek, Fener, Balat, Haseki, Kocamustafapaşa, Belgratkapı hatlarında yaptığı gezilerinde güneş batmadan kimseyi salmıyor…

MURAT YANKI

Tanıdığım en çalışkan, en üretken insanlardan, inanılmaz detaycı, isim ve tarihleri ezberleme hastası, mükemmel sunumlarıyla her defasında gönüllerimizi fethediyor. Bilgisi ve deneyimi ile Türkiye’nin önde gelen şarap uzmanlarından, doğal olarak Marmara’da, Ege’de, Kapadokya’da, İtalya’da, Fransa’da ve dahi başka başka diyarlarda yaptığı bağbozumu, şarap yolu gezilerinin tadına doyum olmuyor. “Periler Diyarında Şarap Yolculuğu” kitabının yazarı, haliyle “1001 İstanbul” dergimizin de başyazarlarından.. Dinler tarihi bir başka uzmanlık alanı, uzun süredir, okullarda, kültür merkezlerinde bu konuda dersler veriyor, seminerler düzenliyor.

NİHAN VURAL

Nihan’ı Hüseyin Avni keşfetti. Daha önce Onur Güven’in anlattığı Teşvikiye – Nişantaşı rotasında sanat, edebiyat gezileri yapabileceğini söylüyordu. Projesine gönülden inandığı, konuya son derece hakim olduğu her halinden belliydi, üstelik tüm bunları kaleme dökmekte de oldukça ustaydı. Zaten müthiş bir bloğu var, takip etmenizi şiddetle öneririm: istanbultravelogue.. Sonra başladı gezilere ve ardı ardına yeni projeler üretmeye, Lüküs Hayat’tan Bomontiada’ya Şişli, Vapurlu Haliç: Edebiyat ve Sanat çok güzel dönüşümler aldı, gezilerin tadı katılanların damağında kaldı, derken şimdi de Midilli gezisi yapıyor, zaten senenin 6 ayı burda, 6 ayı Midilli’de, adayı adalıyla gezmek harika olacaktır kesin.. Kimbilir daha ne sürprizleri olacak bizlere !?

PEMBE ÖZDEMİR

Yılların Japonca rehberi diye bildiğimiz Pembe meğer dağlar kızıymış aslında, gerçek bir gezgin, sınır tanımaz bir maceraperestmiş, doğduğu toprakların dağlarında, yaylalarında, kuş uçmaz kervan geçmez vadilerinde katılanların anlata anlata bitiremediği olağanüstü bir Karadeniz gezisi yapıyor. Her daim neşeli, yaşam dolu Pembe’yi, o meşhur kahkahalarını atarken, bir gün bulutların üzerinde, bir gün şelalenin dibinde görmeniz mümkün, sırf Pembelerden oluşan bir fotoğraf sergisi açasım var! Onun da bulunduğu gruplarla çıktığımız Doğu Anadolu keşif gezilerini unutmak ne mümkün, Pülümür Vadisi’nin gergin atmosferinde ayaklarımızı nehre sokup, içkilerimizi yudumladığımız, Kemaliye’de Karanlık Kanyon’a olanca gücümüzle haykırdığımız, Tercan Haçkarları’na tırmanıp geçmişe doğru hüzünlendiğimiz, Nusaybin’de Mor Evgin’den uçsuz bucaksız Mezopotamya’yı seyreylediğimiz ve daha niceleri.. Gezmediği memleket yok gibi Pembe’nin, o yüzden farklı yurt dışı rotalarının da aranan rehberidir, bir Japonya, bir Ermenistan gezisini yakalarsanız şanslısınız…

UĞUR AŞGEL

İşte benim kadim dostum, ta liseden sınıf arkadaşım, birlikte geçen üniversite yıllarımız, rehberliğe başlayıp aynı acentalarda çalışmalarımız, burada da birlikteyiz haliyle.. Genellikle yurt dışında olduğundan oralarda geziler yapıyor, hatta bazen birlikte yapıyoruz. Bir şehrin biyografisi tarzında, yürüyerek, yaşayarak gerçekleştirilen geziler bunlar, mesela meşhur Amsterdam gezimiz, Barselona Sokak Sokak, Marakeş ve Fas Çölleri, Bilinmeyen Paris…. Türkiye’de olduğunda da, biraz gizemli, ezoterik, düşündüren, şaşırtan maceralar, Misi’den Gölyazı’ya Mistik Doğa Keşfi gibi.. Her zaman olmuyor, yakalarsanız kaçırmayın derim.

 

AHMET FAİK ÖZBİLGE

Yorumlar

Yorum