Antakya

EGEMEN DEMİRCİOĞLU

Artık kiliseye girmenin zamanı geldi.
Kiliseye göz kulak olmakla görevli aile bize kapıyı açar. Söz konusu aile, daha önce de bahsettiğimiz Hataylı Ortodoks Araplardandır. İstanbul’daki Rum Ortodoks kiliselerinin hemen hemen tümünün bekçileri bu Hataylı vatandaşlarımızdır esasen.
Antakyalı Ortodokslar, bekleyebileceğimiz gibi, Antakya Rum Ortodoks Patrikliğine bağlıdırlar ama bu patriklik bir süredir (14’üncü yüzyıldan beri!) Şam’dadır. Dolayısıyla, Osmanlı İmparatorluğu yıkıldığında ve sonra Hatay da Türkiye’ye katıldığında Antakyalı Ortodoksların patrikhaneleriyle bağları fiilen kopmuş oldu.
(Tabi ki bütün Hıristiyan grupları – ve bu orada Rum Ortodokslar – kendi Antakya Patrikliklerinin Aziz Pavlus ile Aziz Petrus’un kurduğu kilisenin gerçek devamı olduğunu iddia ederler)
Ancak 1990’ların ortalarındadır ki Şam’daki Patrikhane ile İstanbul Patrikhanesi aralarında bir anlaşmaya vardılar. Şimdi, Arap Ortodoksların ruhani liderliğini emaneten İstanbul Patrikliği yürütüyor.
Arap Ortodoksların nüfus kağıdında “Rum Ortodoks” yazar. Bu bakımdan, onlar da Rum azınlığa mensupturlar idari olarak. O yüzden, Yunan ve Arap Ortodoksların sayılarını ayrı ayrı belirlemek zordur (Antakya’da 250 Ortodoks aile olduğu söyleniyor).
Ortodoks Araplar aralarında Arapça konuştukları gibi ayinlerini de Arapça yaparlar. Dil dışında, kırsal kökenli olmalarından dolayı da Yunan dindaşları ile aralarında bir kültür farkı vardır. Yunan nüfusun Arap Ortodokslara yaklaşımı farklılıklar gösteriyor. Ama Patrik Bartolemeos onlara sıcak bakıyor. Bir de, Arap Ortodoksların Rum nüfusu kabartmak gibi bir faydaları var tabi.
Ortodoks Arapların İstanbul’a gelmelerinin ve Yunan nüfusa entegre olmak istemelerinin nedenleri arasında tabi ki geçim ve gelecek güvencesi önemli yer tutuyor. Kilise bekçisi olan Arap Ortodoks aileler, örneğin, bu nüfusun en yoksul kesimini oluşturur ve Patrikhanenin onlara ödediği ücret onlar için çok değerlidir. Çocuklarının Rum okullarında okuyabilmesi de özel okulda ücretsiz okumak gibi bir ayrıcalık sağlar. Ayrıca, bu şekilde, bir gün Avrupalı olma ihtimalleri de artar.
Ortodoks Arapların hepsi yoksul değildir ama, doğal olarak. Bazıları Kapalı Çarşı’da kuyumcudur mesela. Bazıları doktor. Onlar Yunan cemaatle kaynaşmaya daha az ilgi gösteriyorlar.
(Kilise bekçilerinden bir tanesi, çok samimi açıklamalarında, köylerinde hiç rahip kalmamasından yakınıyor. Söylediğine göre, köyün Müslüman gençlerinden biri Halep’te eğitim görüyormuş. Mezun olunca köyün rahibi o olacakmış. Gencin kimi kimsesi olmadığından Hıristiyan olması sorun çıkarmamış!)
(Kaynak: Les Grecs d’Istanbul et le Patriarcat Ecumenique au Seuil du XXIème Siècle – Méropi Anastassadou – Paul Dumont).
Resim yazısı: Antakya Patrikliğinin arması. Resimdeki iki figür Aziz Petrus ve Aziz Pavlus. İki anahtar, İsa’nın Petrus’a verdiği anahtarlardır: “Göklerin krallığı anahtarlarını sana vereceğim; yeryüzünde bağlayacağın her şey göklerde bağlanmış olur; ve yeryüzünde çözeceğin her şey göklerde çözülmüş olur.”

Egemen Demircioğlu

15350455_10209557862317986_3686280304445227549_n

Yorumlar

Yorum