BİZANS GÜNLÜKLERİ II 

AYŞEN KARAKULLUKÇU MERT

04 Şubat 2016

BEYOĞLU ARKA SOKAKLAR

Sabah erkenden kalkıp, ortalığı şöyle bir düzenleyip, boşları toparlayıp, uyuyan prens ve prenseslere kahvaltı masası bırakıp kendimi sokağa attım. Kalabalığa karışıp ulaşım problemlerinin yer altından yer üstünden toplu taşıma ile çözüldüğü iddia edilen şehrin sabah telaşına dahil oldum. Tam vaktinde Taksim Meydanı’nda idim. Görünüş itibari ile “iyi kadın, telefonu çarpmaz” izlemini verdiğimden 🙂 beklerken muhtelif sabah gezginlerin fotoğraflarını çektim. Sonra; biri anlatan, ikisi gezen üç rehber, bir anne kız, bir ahçı, bir de benden oluşan mini grup Simit Saray’ında oturup, meydana baka baka, el kol işaretlerine göre gözlerimizi evirip çevirerek ilk bilgileri aldık, bir saat süren brifingi takiben arka sokakları gezmeye başladık. İstanbul öyle bir şehir kiiii hiç bir köşesinden emin olamıyorsunuz, tarih katman katman. Fakat bi de tuhaf bir büyüsü var, tüm olumsuzluklarına rağmen “seviyoruz işte, elimizde değil” 🙂 Kitap gibi, sayfa sayfa oku, bitmiyor, durmadan yeni şeyler öğreniyoruz ya bi de onu çok seviyorum. En sevdiklerimden Beyoğlu Bölgesinden yeni neler neler öğrendim ;

Galata Galaktosdan geliyormuş, Gala Rumcada süt demekmiş, civarda mandıralar varmış.Galata Kulesi demeden önce İsa Kulesi demişler.31 mart diye bildiğimiz 13 Nisanmış. Fark miladi hicri takvim ayarından. Talimhane topçu kışlasının talim yeri, Şehit Muhtar Galatasaray Enderunundan, isyan bastırırken şehit düşmüş. Taksim büyük mezarlık bi de bunun küçüğü var, o da Tepebaşı. Su Bentler’den yola çıkıp Maslak üzeri geliyor. Maslak; açık hava su regülatörü demek. Ena gibi yer olmaz, Bağdat gibi diyar olmaz, bildiğimizin bilmediğimiz hali. Ena Bağdat civarında bi uçurum, uçurumun tehlikesi ile Bagdat’ın güzelliği eş koşulmuş. Lütfi Kırdar zamanın hem valisi hem belediye başkanı, ıslah hareketleri pek meşhur, İstiklal caddesi, Cumhuriyet Caddesi, Halaskargazi Caddesi , birbirini takip eden manidar caddeler, neden meydan Cumhuriyet Meydanı değil ? İlk heykel Sarayburnunda ikincisi Taksimde, heykelin iki yanında çeşme yalakları var, ama su ile musluk yok. Zapyon ile Eseyan karşılıklı iki hayırsever kız lisesi, Zapyondaki eğitim şükür ağırlıklı, az ezikliğe meyilli. Aya Triada Tanzimat sonrasının abartılı kilisesi, 12 Meryem figürü var, en çok kullanılan ikisi ; kraliçe edalı olan ile anne şefkati sunan. Atrium ışık alan avlu demek, kiliselerde Despot tahtı var ama Despot bildiğimiz anlamda değil. İncil okuma kürsüsünün etrafı İncil’i yazanların resmi ile çevrili. Giovanni Scognamillo yaşayan ayaklı tarih bir Levanten. Levantenler Avrupa kökenli şahsına münhasır, tatlı su diye anılanı da var. Fransiskenler fakir müminler, bir incilin bile sahibi değiller. Meryem’e adanmış Panayia kilisesinde teee o zamanlarda nufüs sayımını gösteren pano var. Kreş havyan yemliği anlamında, kumru kutsal ruhu temsil eder. Eskinin Sponeck Birahanesi, şimdini Hard rock Cafe’si vizyona giren ilk filmin gösterim yeri, film de “Gara Giren Tren ” tren geliyor ve gara giriyor, inanmayan youtube baksın. Dudu Kadınlar sokağı Çiçek pasajının arkası, Nevizade kilise sokağı, bir kapının üstünde Alaattinin Sihirli Lambası, önünde de bizim resmimiz var. Emek sineması önceden Melek sineması, perdenin iki yanında iki melek var. Sinemaların kalitesi gösterdikleri haber filmlerine bağlı, birinci kalitede en taze haberler. hacı Abdullah’ın en az onun kadar iyi ikamesi “Şimşek Lokantası” Asmalı Mescitte, Galatasaray Lisesinin hiç açılmayan kapısının üstünde sembolik tarih var, Fransız sarayı, Venedik sarayı birbirine yakın komşu, hem de okullarına, onlara yokuş aşağı inen sokakta Haçlıların konaklama yeri var. Yeşilçam kahveleri, eski artistlerin raconları, İpek ailesinin sinemaları, 600 küsur senaryo yazan Bülent Oran nerde oturmuş baktık, Hayalet Oğuz’u da andık. Art Nouveau stil binalar ; sarmaşıklar, yapraklar, heykeller sütunlar, yuvarlağa niyet pencereler … Sultanın pilavcı başısı mesleğe kuşaklardır devam ediyor, biz de yedik, bir sultan olarak geçer not verdik. İlk eczaneler, sarayın eczabaşı, Sarıcalı Ragıp Paşanın hanları, Mısırlının apartmanı … her devir emlakçılar için yatırım merkesi, gez gez bitmeyen BEYOĞLU ARKA SOKAKLAR turundan aklımda kalanlar dersem yalan olur, daha var, yaz yaz bitmez :)Yaramazof Kardesler’den Burhan Dursun’a çooook teşekkürler, altı saatte bizi baymadan gözümüzü gönlümüzü doyurdu. İçimizde yeni meraklar uyandırdı, takipteyiz 🙂 Zaten bu Yaramazof Kardesler kardeşler bi ekip, her telden çalıp oynuyorlar, bölge bölge İstanbul’da ne yiyelim, ne içelim, nerede gezelim, bastığımız yerler toprak ama tarihi tanıtma onlardan, valla ne okuyalıma kadar gidiyor tavsiye ve bilgileri,, tahminimce Mars’a da ilk geziyi bunlar yapacaklar :))))))

Hayat işte, içine çok şey katmak gerek. Hepsine de zaman var aslında da maharet zamanı iyi kullanmakta. Öğreniyoruz da biraz geç oluyor. Belki de böyle geç olunca keyfi daha çok oluyordur. 🙂 Bildiklerimizin öğretmeni, bilmediklerimizin öğrencisiyiz. Unutmadan dünkü geziyi yazdım, geçen günlerin özeti de var ama onlar yarına kalsın artık, cümleten günaydın :)Üç gün yazamadım özlemişim inanın ki, daha da yazardım da kendimi tuttum

21 Nisan 2016

BİZANS OKUMALARI

Dün evden çıktığım ile döndüğüm arasında 10 derece sıcaklık farkı vardı, bazı yerlere biraz da yağmur serpmiş, hava mevsim normallerine dönmüş ama kalıcı değilmiş, yaz geldi, gelecek.

Dün akşam Bizans Okumalarına gittim, bunun için evden bir hayli uzaklaşmam gerekiyor, daha sonuna kadar kalmayı başaramadım kiiii bizim evde olmadığı sürece zor :)) Aslında erken bitiyor ama sokaklarda hayat daha da erken bitiyor, eskiye göre son derece tenha İstanbul, akşam ezanından sonra dışarıda mecburcular kalıyor, desem doğru olur. Toplu taşıma için söylüyorum, araç trafiği fena değil. Amaaaan zaten insanın annesi hayatta olmayınca geç kalmanın bir heyecanı olmuyor 🙂

Arapların Gözünden Bizans’a bir bakış eyledik, ben kalktığımda epey bi bakılmış idi. Bu Araplar ile Bizanslılar bir tarihte kankalık derecesine gelmişler. Onları Kitaplı ve Tek Tanrılı din bir birine çekmiş, kime karşı Pagan Persler’e karşı. Bizans aslında Roma İmparatorluğunun bir kolu da Avrupa ile Asyayı pek birbirine karıştırmak istemiyor tarihçiler. Sınırları ve ufku geniş bir topluluk Bizans, insanları güzel,hatta kadınları çok güzel, her ne kadar Theodora ve Belisarius’un hanımı iyi örnek sayılmasa da Kütüphaneler kuran, çocuklarına sahip çıkan, okuyup yazan, sadık eşlerin örneği daha fazla, elleri becerikli,inşaat, süsleme onların işi, ilim yapıyorlar, ticaret desen o da var, yani Araplar’a göre çok şeyleri var. İslamiyeti yayma faaliyetleri başlayınca kader onları karşı karşıya getiriyor, hem de kaderden kaçılmaz şeklinde, zira Bizans büyük bir güç, Kontantinopolis önemli. Kuranda Rum suresi var, ilk iki ayeti Rumların yenildiğini, ama kısa bir süre sonra Allah’ın yardımı ile galip geleceklerini söylüyor, onların galip gelmesi Müminleri sevindiriyor. Bu arada Hz.Muhammed’in dönemin sultanlarına, krallarına yazdığı İslama davet mektuplar var, Bizans İmparatoru Iraklios’un bu mektuba ılımlı bir cevabı var, yani “bana kalsa olur da halkı ikna zor ” gibisinden. Böyle böyle başlayan ilişkiler hem iki rakip hem de zorunluluk şartlarında devam etmiş. Bizans’ın Arapların Ufkunu açtığını söyleyebiliriz de konu bu kadar basit değil, işlendikçe altından başka katmanlar çıkıyor, zaten tarih de dipsiz kuyu değil mi ? her şeyin bir şeye bağlanması için durmadan geriye gidip ara ara da ardına bakmak gerek. Konuya ilgi duyan, konu hakkında bilgi sahibi olan katılımcılar, yiyip içerken, Ahmet FaikOzbilge’nin not kağıtlarını ve kafasını karıştırarak yeni bakışlar ortaya attılar, iyi de oldu 🙂 Gelecek program Nusayri Alevilik, tarih inanç kimlik, bakıcaz artık, en azından kitabı okuyacağız inşallah. Ezber iyi bi şi değil, varsa da bozulmasında fayda var.

Cümleten Günaydın 🙂

08 Mayıs 2016

BİZANS SANAT TARİHİNE YOLCULUK

“Bastığın yerleri toprak deyip geçme tanı, düşün altında yatan tarih yazanları” çerçevesinde Bizans tarihini dolanmış yorgun anne olarak yattım, mutlu, neşeli anne olarak kalktım, çok şükür. Evi çilek, çay, krep kokusu ile doldurdum. Kızı yollayıp, kalana geniş kahvaltı,çamaşır , bulaşık gibi … mini dokunuşlar ile devam edip günü tiyatro ile sonlandırmayı düşünüyorum, hadi inşallah ❤

Önce dünden bahsetmem gerek, neler neler öğrendim. Dünkü gezi Mozaik sanatı, Kiliselerde mimari yapı, din ve siyaset kapsamlı ona göre seçilmiş mekanlı eğitici öğretici, güzel katılımcıların olduğu güzel bir gezi oldu, Okuma yazmanın olmadığı zamanlarda İncil hikayelerini resim ederek anlatan dine davet, Meryem’in annesinden başlayarak, İsa’nın doğumuna, onun mucizelerine, etrafındaki meleklere, ruhunun yükselişine kadar … pek çok şey.Ayakta resim edilmiş iki İsa’dan biri Kariye Müzesinde görünmeyen salonda imiş. çocuk isa ama yetişkin suratlı, Monalisa’dan önce de var sizi izleyen gözler, akan su, ağaçları sallayan rüzgar, kolları sıvanmış köleler, hem çatısı hem içi görünen evler, (Biri tanrısal bakış), dört İncil yazarı var, ortak nokta bir yere kadar, ilk yedi adım, meleklerin su ve ekmek ile besledikleri Meryem, 12 asalı eş seçimi, yeşeren asanın sahibi Marangoz Yusuf, İsa’nın abisi, kırmızı acıların rengi, Mavi mutluluk, yeşil umut, genç, orta yaşlı, yaşlı Müneccim Krallar, Katolik Kilisesindeki gözü bantlı resimler, para olunca mozaik, yoksa fresko, mermer şart yoksa onu da damarlı çizmeler, en iyi mozaikler Ayasofya’da hem de dünya çapında zira imparator işi. Bazilika planlar, şapel aileye özel, kiliseden cami dönmeler, Çan kulesi Emevilerin cami minarelerinden esintili, yuvarlak minare Türklerde köşeli Araplarda, haç kullanılmaz iken kuzu ya da balık var idi, bir ara haçlı kuzu, çift başlı kartal, Hititlerde, Rusyada, Bizansda, Patrikhanede kapalı kapı asılan din adamının anısına, Haçlı seferlerinde gidenler yavaş yavaş özür manasında geliyor, en son gelen Aziz kemikleri, Doğu ile Batı ortaklık etme niyetinde, Eflak Boğdan Beyi Dimitri, aslında oğlu kendi olamamış, Ruslarla anlaşınca kayıp edilen tarafta olmuş, oralarda vals yazmış diyolar �� Buralara da pek çok eser bırakmış, hem tarihçi hem müzisyen, şimdi bize kalan çay bahçesi �� Gezinin üstüne sohbet ederken Hayri Bey Müzik yayını da yaptı, Rehber çok bilgili, esprili, sorulara cevap vermeye istekli, katılımcıların da mekanlara bilmem kaçıncı gelişi olunca iyi oldu. Şiddetle tavsiye edilir ❤ Gidilince daha bi bilgli, daha bi büyümüş dönülür, misal ben :))))

Evet, gelelim günün anlam ve önemine, Anne olduğum için mutluyum, kendimi tüm çocukların annesi gibi hissediyorum, acı çeken, istismar edilen, imkansızlıklarla mücadele eden, yüzümüzü güldüren, gidişleri ciğerimizi dağlayan tüm çocuklara anne hisleri duyarım, söz konusu çocuk olunca.elimden geleni ardıma koymamaya gayret ederim. Dün sabah Metrobüs durağında resim boyayan mendilci çocuklar gördüm. Onları akşam toplamaya gelen kadına da bi tesadüf etmişliğim var, onları doğurup sokaklara salan da ana, biyolojik olarak çocuk doğurmamış, başkalarının ziyan ettiği çocuklara sahip çıkan da ana. Kutlanacak bir şey var ise cümleten kutlu, mutlu olsun. Annelik geniş kapsamlı olduğu için sınırları çizilemez, terli terli su içen, terliksiz gezinen … hayırsız evlatlara bugün bir fırsat olabilir :))))) Varsa anne her zaman aranmalı sorulmalı, yoksa anne yapacak bir şeyler bulunabilir. Benim gibi annesi olmayıp da kendi anne olanlar da var. Amaaan çeşit çok, olan var olmayan var, önemli olan şefkat mermahet hisleri taşıyan herkes herkesin annesi … dedik ve kestik. Olsa da olmasa da Günaydın olsun

–  Ayşen Karakullukçu Mert

Yorumlar

Yorum