BU NASIL SEVDA!

BU NASIL SEVDA!

TÜRKAN NOĞAY

              Çınar Ağacı ile Sarmaşık

Başladın mı dönemezsin geri

Yeniden yaşasan da her mevsimi

Ne mevsimler ne de sen göremezsin aynı seni

Günün güneşin adına

Gecenin ayın adına

Çıktığın karanlıksa

Yüzün aydınlıktan yana

Günün geceydi uyandın

Gecen aydınlıktı uykulara kandın

Çınar ağacı ile sarmaşığın aşkıyla, sarmaş dolaş olandın.

Bir varmış bir yokmuş. Masalın hası, yalanın doğrusu, kötünün iyisi hep bu topraklarda doğmuş.

Çınar bir ulu çınarmış ki yaşınca yarası varmış; yaraları geçtikçe dökülürmüş kabukları yere. Ardınca alttaki kabuklarda yeni yaralar açılırmış. İçten içe içerlermiş çınar ağacı oda yer bitirirmiş içini kovuk olur çıkarmış ortaya. Kökü kökmüş, dalı yaprağı yerinde. Sarmaşığa gelince, sarmaşıkmış işte sararmış her yeri. Yeri bazen çalı, bazen ağaç gövdeleriymiş. Günlerden bir gün kendisini çınarın gölgesinde bulmuş. Sarmaşık hayran kalmış çınarın göğe uzanan dallarına. Çınar anlatmış öyküsünü, öykünmüş sarmaşık da, “Sarılabilir miyim gövdene?” demiş. Çınar, “Neden olmasın ki! Yaralarım kabuklarımı döker kaymayasın sarılayım derken!” demiş. Sarmaşık “Kabuğum dayanıklıdır, derinlere tutunurum ağaçları sararken.” demiş başlamış sarılmaya.  Sarılırken gövdelerini yan yana çoğaltmış dallara doğru yol almış. Sarmaşığın kabuğu tutmuş çınarın da kabuğunu. Dallara ulaşınca fırdöndü sarılmış etraflarında uçlarını da yere doğru bırakmış. Çınarın gövdesinde ne bir yara ne de dökülen kabuk kalmış. Çınar sevinçli bir şaşkınlık içindeymiş, sarmaşığa “Gövden gövdemde merhem gibi, dallarıma sarıldın da sallandın ipek şal gibi. Ne yaram kaldı iyileşmedik ne de sızlayan yerim. Hele rüzgarda salınan yapraklarınla dallarım ne güzel dans ediyor.” demiş. Sarmaşık döndürmüş yüzünü çınara, “Gövdene yaslandım dallarına uzandım, beni güneşe yaklaştırandın. İçim ısındı gözüm gönlüm açıldı. Yaralı kabuğunda iyileşmiş yaralarımı gördüm. Gövden gövdem oldu uzandım dalına yaprağına. En uçtaki yaprakların güneşin altında rengarenkti sonbaharda. Dallarından yere saldım kendimi özlemimi giderdim toprağımla. Esen yelde hele seninle dans etmek var ya!” demiş. Esip gürleyerek, ağlayıp gülerek, acısıyla sevinciyle, danstan dansa geçerek birlikte yaşayıp gitmişler.

Onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetine. Gökten üç çınar, üç sarmaşık tohumu düşmüş yeryüzüne büyümüşler birlikte, büyümüşler birlikte.

 

 

TÜRKAN NOĞAY

Yorumlar

Yorum

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir