Define Avcıları

EGEMEN DEMİRCİOĞLU

Kiliseden çıkıp sola ve tekrar sola döndüğümüzde (kilisenin etrafını dolaşmış oluyoruz), önce kiliseye komşu birtakım yıkıntılar dikkatimizi çeker. Yıkıntıların önündeki alanda çerçöp ve her zaman muhakkak birtakım tavuklar bulunur (ve piliçleri avlamak için fırsat kollayan kediler!).
Bu yıkıntılar eskiden Kiliseye ait müştemilatmış (ve tarihi bina anladığım kadarıyla). Gel gelelim, define avcıları, define bulacağız derken kaza kaza bunların temellerini zayıflatmışlar ve bir gece müştemilat güm diye göçmüş. Olayın müsebbibi define avcılarına bir şey olmamış ama orada barınan zavallı bir evsiz ölmüş.
Bunu anlatan (bir eğitim gezisinde) Hayri Fehmi Yılmaz diye benim çok beğendiğim bir sanat tarihçisidir. Seminerlerinde de bu define avcılarından bahsetti ve daha fazla ayrıntı verdi, kendi esprili diliyle (olay zaten tabiatı itibariyle komik). Define avcılığı ülkemizde ciddi ciddi psikiyatrik hastalık boyutundaymış ve çok yaygınmış. Hayri Fehmi’yi dinlerken aklıma Karaköy yeraltı çarşısında bir zamanlar ne kadar çok metal detektörü satıldığı geldi.
Hayri Fehmi’ye zaman zaman soruyorlarmış, şurada define olur mu olmaz mı diye. Hayri Fehmi, ilk tecrübesinde, adamlara acıdığından, paralarını, zamanlarını boşa harcayıp, hem kendilerini hem ailelerini sersefil etmesinler diye, “boşuna arıyorsunuz, orada define mefine olmasına imkan yok” deyip izah etmiş ama, kendi deyimiyle, “define avcılarının psikolojisi çok farklı”. Onun açıklamalarından “biliyor da gizliyor, kendi bulmak için” sonucunu çıkarmışlar ve daha da ateşlenmişler.
Neyse, yıkıntılardan gözlerimizi aldıktan sonra tam karşımızda yükselen ve gerçekten anıtsal olan yapıya bakalım. Anıtsal ve kıpkırmızı…
Not: Hayri Fehmi Yılmaz hem çok bilgili hem de çok sempatik ve esprili biridir. Bir turunu veya seminerini filan duyarsanız kaçırmayın derim. “Taş Odalar”’ı da ilk ondan duydum, bir eğitim gezisinde.

Egemen Demircioğlu
15578460_10209664354420222_6309277441906783701_n

Yorumlar

Yorum