Eminönü

ALİCAN KÜÇÜKCAN

Yıllarca güneş altında kuruyup, çıralaşmış tahta Galata Köprüsü’nün yerine, 1912 yılında yapılmış, demirden mamul köprünün Eminönü ayağındayız.
Boz, serin ve puslu bir hava inmiş şehrin üzerine. Hava kımıltısız, hiç esmiyor; kimsede kanotyemi, fötrümü, kasketimi, panamamı rüzgara kaptırırım telaşesi yok. Fotoğrafın en muhabbetli ikilisi, tamirden yeni çıkmış “para bozdurma köşkü” nün yanından, kol kola, sohbet ederek yürüyen iki kadim dost. Klişenin şapka kanununa muhalefet eden tipleri de sadece onlar. Şaka bir tarafa, kanun yürürlüğe gireli beş sene olmuş, farketmemiş olamazlar herhalde 🙂 Ama saç problemi yaşayan biri için, bu serin sonbahar gününde şapkasız dolaşmak pek de kolay olmasa gerek, sana omuz veren arkadaşının sıcaklığı da bir yere kadar, insanın kafası Karaköy’e gidene kadar buz keser..
Köprü başında yürüyenlerin yüzündeki tebessümü siz de farkettiniz değil mi! Beyaz, cepsiz elbiseleriyle, köprü girişlerinde kuş uçurtmayan “müruriye tahsildarları” nın artık olmayışları, karşıya atlamanın artık ücretsiz olması yüzleri güldürüyor olmasın, ihtimaldir.. Bir,iki ay evvel yayımlanan bildiriyle, yayaların artık ellerini ceplerine atmalarına gerek kalmadı. Islık çalarak, Halici seyrederek, İstanbul’u içlerine çekerek, özgürce köprüyü geçebilirler..
Arkada, Bozuktulumba sokağının sağ kolunda iki taxi yatıyor. Resmi iyice büyüttüm, pertavsızla epeyi inceledim, gövdelerinde sarı/siyah damaları yok henüz. 1931 yılının kasımında bu araçların kostümleri değişecek.
Sokağın iki yanındaki hanlardan battal olanı “Eminönü Hanı”. Hanın ikinci katında, bize Harf Devrimi’nin de geride kaldığını hatırlatan tabelasıyla “Güneş Şirketi” var. Aklınızda olsun, her türlü eşyayı veresiye satıyorlar size. Yolunuz Bahçekapı’ya düşerse, bir uğrayın derim. Daha minimal duran dört katlı bina “Yeni Han”. Bu iki hanın ömürleri 1939 yılına kadar sürecek.
1930 / Sonbahar

Can ~ 21.10.2016

emionu

Yorumlar

Yorum