Saat 10:00 da buluşuyoruz ve doğruca Şehzadebaşı Camii bahçesindeki ulu çınara gidip, günümüzün şen geçmesi için Helvacı Baba’ya dilekte bulunuyoruz. Sonrasında Mimar Sinan’ın “çıraklık eseri” Şehzadebaşı Camii’ ni ve haziresini gezip Mardinli Mehmet Usta’nın lezzetli pilavının tarifini alıverip Kalender Camii, Helvacı Baba Türbesi, Süleymaniye’nin daracık sokaklarında sıralanmış eski evleri, Vefa Bozacısı, eski bir bizans kilisesinden bozma Molla Gürani Camii, Şeyh Ebu’l Vefa Camii ve Türbesi, Atıf Efendi Kütüphanesi derken İstanbul’un ikinci büyük külliyesine geliyoruz. Bir kuru pilav molasının ardından bu külliyeyi ve en değerli parçası, Mimar Sinan’ın ” kalfalık eseri”, Süleymaniye Camii’ ni, aşıkların ve büyük ustanın türbelerini es geçmeden geziyoruz. Buralara kadar gelmiş iken Ayın Biri Kilisesi’ni unutacak değiliz. Artık kendimizi Küçükpazar’ın unutulmuş, tenha ve serin sokaklarına atabiliriz. Siyavuş Paşa Medresesi, İstanbul’un fetihten sonraki ilk camileri Üç Mihraplı Camii, Yavuz Er Sinan Camii ve Kantarcılar Camii, semtin eski evleri ile tüm sokakları, eski un değirmeni kalıntıları, tatlıcıları, tavukçuları, köftecileri, ciğercileri, efsane şekercisi Hicipoğlu gezimizin Küçükpazar durakları. Acelem yok, eve hemen dönmesem de olur ya da bekleyenim yok diyenler arzu ederlerse, Küçükpazar’ın sıradışı (!) köftecisinde ilginç bir final yapabilirler….

Yorumlar

Yorum