Gölgelerin Gücü

Fotoğrafın odak noktasındaki, henüz gövdesi tamamlanmamış taksi, sokak içine doğru uzanan, ahşap, hantal, evvelki yüzyılı anlatan binalarla kontras yaratıyor. Fotoğrafçı Faik Şenol, Dunlop’un oğlunun küçük bisikleti için tasarladığı şişme lastiğin araç tipi olanının tamirini izleyiciye göstermek için adeta haykırmış. Sağ arka tekerlek sökülmüş, yedek lastik de yok, yama bekleniyor olmalı sokak ortasında. Yoksa patlak lastik sergisi ortadayken, şoför ve fötrlü müşteri sohbeti neden koyulaştırsınlar ki…

Sağ kapının üzerindeki taksimetreyi fark ettiniz mi? Okun başı yukarıyı gösteriyor, çalışıyor yani şıkır şıkır. İkinci Dünya Savaşı’ndan evvel – savaş fotoğraf tarihinden dokuz yıl sonra başlayacak -, taksi saatleri 20 kuruştan açılır, ikişer kuruş, ikişer kuruş atardı. Yıldız’dan buraya, yani Beşiktaş tramvay caddesine 30 kuruş yazmamıştır şu siyah kutu.

Taksinin yanında, natamam duran Mobil benzin istasyonu, İstanbul trafiğinin yer altından değil, artık asfalt üzerinden işleyeceğinin altını çiziyor. Lastik tekerlekli taşımacılık fikrine destek olurcasına, Tramvay İdaresi’nin Fransa’dan ithal ettiği,1 kapı numaralı Renault-Scemia’lardan biri, sahanlığında in cin top oynar halde, Bayat Pazar Caddesine sokmuş burnunu. 1927 yılında satın alınan 4 adet Scemia belediye otobüsü, ahşap doğrama kapı ve pencereleri, saçtan mamul yan cepheleri ve sipsivri burunlarıyla  nev-i şahsına münhasır otobüslerdi. Bu araçlar 1942 yılına kadar İstanbul caddelerinde göründüler.

Öğle vaktinin güçlü gün ışığı fotoğrafın hareketli ve hareketsiz nesnelerinin gölgelerini belirgin kılmış. O ışık, aynı zamanda, objektife yakın duran İsmail Paşa Konağı’nın yan cephesindeki ahşaptan tahtaların yıllara nasıl da yenildiğini belirginleştirmiş.

 

 Alican KÜÇÜKCAN

Yorumlar

Yorum