Haliç Köprüleri

HÜSEYİN IRMAK

“Köprüler Yaptırdım Gelip Geçmeye…”

Boğaz’ın Marmara ile buluştuğu noktada başlayan İstanbul’un iç limanı Haliç,  tarih boyunca bir çok köprüyü de sularının üzerinde taşımıştır.

Bu su havzasında bilinen ilk köprü, 5. yüzyılda Bizans’ın XIV. Bölgesi’nde kara surlarına en yakın noktada (şimdiki Ayvansaray bölgesi) inşa edilmiş bir ahşap yapıdır. Bu köprüden yine aynı yüzyıla ait Notitia Urbis Constantinopolitanae adlı kaynakta bahsedilir. İmparator İustinianos bunu 528 yılında bir taş köprüyle değiştirmiştir. (Van Milligen, 1899, s.174-176) Fakat Hagios Kallinikos veya Hagios Pantaleimon adı verilen bu köprünün yeri ihtilaflıdır. Bir iddiaya göre Ayvansaray Piripaşa arasında değil Defterdar ile Sütlüce arasındadır. Ve İustinianos onu (Deve Köprüsü) 12 kemerli bir taş köprü haline getirmiştir. Bizans zamanında Defterdar-Sütlüce arasında bir köprü bulunduğundan Evliya Çelebi de bahseder ve Defterdar tarafında kalıntılarının kendi döneminde de hala durduğunu yazar.

Kaynaklar yine İustinianos devrinde Kağıthane Deresi’nin üzerine de bir köprüden bahseder. Fakat bu iki köprü de 13. yüzyıldaki Latin istilası esnasında yıkılmıştır.

Bunlardan başka Haliç’te bir başka köprü 1453  İstanbul kuşatmasında görülür.

Kuşatmada kara surlarına göre daha zayıf olan Haliç surlarını zorlamak üzere Fatih’in kurdurduğu bu köprü,  fıçıların yanyana getirilip birbirine bağlanması suretiyle yapılmış ve  üstleri döşeme (kara çivili kirişler) ile örtülmüştür.  Kimi kaynaklar fıçılara (ya da sandıklara) bağlı gemiler  bulunduğunu da belirtir. 300 metre boyunda yanyana 5 askerin geçebileceği genişliktedir.

Bu köprü, bir ifadeye göre Piripaşa’dan Ayvansaray’a bir başka ifadeye göre ise biraz daha yukarıda Humbarahane’den Defterdar’a çıkan bölümde kurulmuştur. Haliç’in içindeki Bizans donanması bir ara bu köprüye ve Haliç’e indirilmiş gemilere saldırırsa da başarısız olur. Bu köprünün Haliç’e indirilen gemilerle birlikte   iki taraf için de farklı psikolojik etkileri vardır.

Kuşatma sonrası kaldırılan Fatih köprüsünün fetihten sonra elli yıl daha kullanıldığı bilgileri ise yanlıştır.

Türklerin İstanbul’u ele geçirmesi ve Galata’daki Ceneviz kolonisinin de aynı siyasal otoriteye bağlanmasına paralel olarak İstanbul ile Galata arası gidiş-gelişler yoğunlaşmış, bir süre sonra köprü ihtiyacı kendini toplumsal yaşama dayatmıştır.

Rönesansın büyük ustası Leonardo da Vinci de dahil bir çok tasarımcı Haliç’e köprü projeleri geliştirir.   Leonardo da Vinci Pera’yı İstanbul’a bağlayan ahşap köprü projesi 1503 yılına aittir.  Leonardo da Vinci’nin gerçekleşmemiş projesi 240 metre uzunluğunda tek bir kemerden oluşuyordu. Da Vinci’nin projesini Sultan II. Bayezid’e anlattığı  mektubun tercümesi Topkapı Sarayı Müzesi arşivinde, projenin çizimleri ise Paris Institut de France Bibliotéque Nationale’de bulunmaktadır.

Yine aynı dönemin ünlü isimlerinden Mikel Anj’ın da Haliç’e köprü inşası için İstanbul’a gelmesini isteyen tekliflerin olduğu yabancı kaynaklarda mevcuttur. Fakat bu da gerçekleşememiştir.

Haliç’te İlk Köprü Unkapanı’nda (1836)

Osmanlı İstanbul’unda  Haliç’in üzerine ilk köprü, 19. yüzyılda, II. Mahmud zamanında inşa edilir. Yapımı 1836’da bitirilen ve küçük teknelerin geçişine yeterli yükseklikteki bu ahşap köprü, Azapkapı’yı Unkapanı’na bağlar. Yaklaşık 600 metre uzunluğunda ve 10 metre genişliğindedir. Haliç’te ilk köprünün bu noktada yapılmasına başlıca neden Tersane-i Âmire’nin Azapkapı’da bulunmasıdır. Ayrıca Azapkapı’nın Galata ile Kasımpaşa arasında bir nevi ağırlık merkezi olması ve köprünün ticaret limanı ile askeri limanı birbirinden ayırması gibi nedenler de sözkonusu edilebilir. Kim tarafından projelendirildiği bilinmeyen bu köprünün yapımı için Kaptan-ı Derya vekili Fevzi Ahmet Paşa memur edilir. Lütfi Tarihi’ne göre bu köprü sallar üzerine yapılmıştır fakat yaklaşık 30 metre derinliği olan bu mevkiide salların kendi çapa zincirinin bile dayanamadığı dikkate alınırsa sallarla yapılmış bir köprünün bu kadar uzun süre su üstünde durmasına ihtimal verilmemektedir.

3 Eylül 1836’da açılışı II. Mahmud tarafından yapılan ve padişahın köprüden gelip geçenlerden para alınmamasını buyurması üzerine Hayratiye Köprüsü adıyla anılan 1836 köprüsü tersanede hazırlanır ve birbirine bağlı dubalı olarak inşa edilir. Unkapanı meydanının ortasından başlayan köprünün buradaki ayağının toprak altnda hala durduğu ifade edilmektedir.

Cisr-i Atik, Eski Köprü, Azapkapı Köprüsü, Unkapanı Köprüsü, Mahmudiye Köprüsü, Kasımpaşa Köprüsü gibi isimleri de bulunan bu köprünün kıyı gözleri ahşap kazıklar üstündedir. Kıyı gözlerinden sonra altından küçük gemilerin geçmesi için kemerli gözleri bulunur. Bu noktalarda köprü zemini yükselir sonra normal seviyesine iner. Böylelikle inişli-çıkışlı bir görünüme sahip olan köprüde büyük gemilerin geçmesine yarayan iki kapaklı bir kapı da bulunmaktadır. Kendine has bir estetiği olan köprü 26 yıl kullanıldıktan sonra 1862’de yanar.

Haliç’te İkinci Köprü:  İlk Galata Köprüsü (1845)

1830’larda Pera (Beyoğlu) ile İstanbul (Gümrük Önü = Gümrük Emini Önü = Eminönü) arasında köprü bağlantısı gerektirecek bir gelişme yaşanmaz. Çünkü Galata ancak 1838’den sonra yoğun bir ticaret merkezi haline gelir.

Galata’nın 1838’den sonra hızla gelişen ve nüfusu artan bir ticaret merkezi haline gelmesi, Karaköy ile Eminönü arasında hızlı ve kolay bir ulaşım yolunu gerekli kılar. Unkapanı’ndaki Hayratiye Köprüsü ihtiyacı karşılayamaz durumdadır. II. Mahmud’un oğlu Abdülmecid padişahtır ve padişah Dolmabahçe’ye yaptırdığı sarayı daha çok kullanmaya başlamıştır.

Bu ortamda Unkapanı Köprüsü’nden 9 yıl sonra Pera ile İstanbul arasına ilk Galata Köprüsü,  Sultan II. Mahmud’un annesi Bezm-i Âlem Vâlide Sultan tarafından 1845’te yaptırılır. Cisr-i Cedit, Yeni Köprü, Büyük Köprü, Valide Köprüsü, Yenicami köprüsü gibi adlarla anılan 500 metrelik bu ahşap köprü de tersanede inşa edilir. Açılışta üzerinden ilk olarak padişahın geçtiği köprünün Galata tarafına bir de tak kurulur. Açılış itibariyle üç gün parasız geçilebilen köprü, sonra paralı olur.

Haliç’te Üçüncü Köprü:  İkinci Galata Köprüsü (1863)

Kente 18 yıl hizmet eden ilk köprü, 1863’te daha geniş ve sağlam bir ahşap köprüyle değiştirilir. Bu değişim için aynı  yıl At Meydanı’nda, İmparator III. Napoléon dahil bir çok yabancı devlet erkânının davet edildiği (sadece İmparatoriçe Eugénie gelebilmiştir) bir uluslararası serginin (Sergi-i Osmani) gerçekleşmesi rastlantı olmasa gerektir. Eski köprünün yenisiyle değiştirilmesinde seçkin misafirlere saygın bir görüntü sunma kaygısının etken olduğu tarihçilerce kabul gören bir yaklaşımdır. Ayrıca yeni köprü fikrinde etken olan bir diğer nedenin ise Sultan Abdülaziz’in Mısır yolculuğundan dönüşünün olduğu belirtilmektedir.

500 metre uzunluğunda olan fakat boyutları konusunda ayrıntılı bilgi bulunmayan bu yeni köprünün çeşitli yabancı yayınlarda çizimleri bulunmaktadır. Bunlara göre iki geçit gözlü, ahşap korkuluklu bir yapıdır. Ayrıca köprüye vapurlar da yanaşmaktadır. Geçiş ücret tarifesi ise önceki yıllarda meydana gelmiş kimi usülsüzlüklerden bahisle yeniden düzenlenir.

Köprünün bakım masraflarının bir kısmını karşılamak üzere yayalardan ve arabalardan harç alınmış, yangın tehlikesine karşı köprünün üzerinde sigara içilmesi yasaklanmış, geceleri de trafiğe kapatılmıştır. 1863 köprüsü İstanbul’a 12 yıl hizmet verir.

Yahudi Köprüsü

Çok kısa bir süre için Haliç’in üzerinde bir üçüncü köprü belirir. İkinci Galata Köprüsü’nün yapıldığı 1863 yılında Ayvansaray ile Pirîpaşa arasında halkın Yahudi köprüsü diye adlandırdığı bu köprüyü Cezayirlioğlu Mıgırdıç adında bir sarraf yaptırır. Köprünün yapıldığı yerde suyun derinliği 3-4 metre arasında olduğu için, köprü dubalı değil kazık sistemiyle kurulur. Boyu 350 metredir.

Köprü yapıldıktan sonra iki sahil arasında yolcu taşıyan kayıkçılar, kazançlarının azalacağı telaşına düşerler. Köprü işletmeye açıldıktan 10 gün sonra kayıkçılar tarafından tamamen yakılır.

Mimari açıdan özelliği olmayan bu köprü İstanbul ve Galata’yı birbirine bağlayarak geniş bir metropol oluşturma amacının ifadesi olması bakımından önemlidir. Ayrıca Yahudi Köprüsü, Türkiye’de kazanç amacı ile özel sektörün yaptırdığı belki de ilk (ve son) köprüdür.

 

İkinci Unkapanı Köprüsü (1872)

Üçüncü Galata Köprüsü (1875-78)

İkinci Galata Köprüsü, ahşap olması nedeniyle bir süre sonra eskir. Dönemin padişahı Sultan Abdülaziz, köprünün yenisinin yapımını buyurur ve bu defa ahşap yerine demir yapılmasını ister.

1869’da Wels ve Taylor isimli kişilerce temsil edilen bir İngiliz firması ahşap köprüyü daha kalıcı demir bir yapıyla değiştirmeye talip olur. Bu tasarlanan köprü 460 metre uzunluğunda ve 18 metre genişliğinde olacaktır. Her iki tarafında 1,5 metrelik yaya yolu bırakılacak ve böylelikle ortada 13 metre genişliğinde bir araba yolu kalacaktır. Yapıyı 14 demir duba taşıyacaktır. Demir iskeletin 80 cm. kalınlıkta olması öngörülür. İngiliz şirketi ayrıca köprünün her iki ucunda geniş rıhtımlar yapmayı teklif eder. ( İrade Meclis-i Mahsus, no.1540)

Hükümet bu projeyi onaylar, ancak ilk planlar tadilata uğrar. 1871’de proje tamamlanmak üzereyken İngiliz şirketi padişaha bir rapor sunarak, Karaköy ve Eminönü’ndeki rıhtım çalışmaları beklenenden pahalıya malolduğu için ekonomik nedenlerle, yeni yapının Unkapanı ile Azapkapı arasında eski köprünün yerine taşınmasını teklif eder.  Rapora göre söz konusu mevkide bir köprüye zaten büyük ihtiyaç vardır. İngiliz şirketi, daha düzenli ve geniş ikinci bir köprünün Karaköy ile Eminönü arasında yapılmasını önerir. Hükümet bu teklifi benimser ve 1872’de bütün yapı taşınıp eski Unkapanı Köprüsü’yle değiştirilir. ( İrade, Meclis-i Mahsus, no. 1743; Dahiliye, no. 45389)

Bu çalışma sırasında Galata Köprüsü’nün tadilata uğramış haliyle inşası ise 1875’te başlar, 1878’de tamamlanır. Yeni demir yapı 480 metre uzunluğunda ve 14 metre genişliğindedir. Ayrıca 2,15 metrelik kaldırımlar ve 9,70 metrelik araba yolu vardır. 24 dubanın taşıdığı köprü, deniz trafiğinin işlemesini sağlamak üzere ortasından açılacak biçimde tasarlanmıştır. Köprünün her iki ucuna doğru dükkanlar, lokantalar ve kahvehaneler yeralmaktadır. Köprünün Eminönü kısmında Haliç’e bakan yanına bir de deniz hamamı inşa edilir. ( İrade, Şehremaneti, no. 16, Safer 1310)

Dördüncü Galata Köprüsü (1912)

1912’de yenisi yapılana kadar bu köprü İstanbul’u Galata’ya bağlar; yeni köprü ise 1992’de şimdiki köprü yapılana kadar İstanbul’a hizmet verir. 20. yüzyıl başında Avrupalı girişimciler, Sultan Abdülhamid’e bir kaç proje sunduysa da bunlar gerçekleşmez.

1902’de Galata Köprüsü’nün yerine ikame edilecek köprüye ilişkin üç proje önerilsede hiçbiri uygulanamaz. Şubat 1902’de Paris’ten gönderilen bir projede 54 ayrıntılı bir demir iskelet ve bir dizi eklektik mimari unsur dikkati çekmektedir. Bu köprü projesi üç bölümden oluşur, her bölüm bir çift minareyle noktalanır. Minareler birbirlerine balkonlarla bağlanmıştır, bu balkonlarda yapının demir kemer aksamıyla gösterişli bir biçimde bütünleşerek görkemli bir kapı izlenimini yaratmaktadır. Karaköy ve Eminönü taraflarına yakın olan uçlarda ilk katlarda dükkânlar yer almaktadır. Dükkanların bulunduğu katlar, iki merdivenle deniz seviyesindeki platforma bağlanmakta, bu platform aynı zamanda rıhtım ve piyasa güzergâhı işlevi görmektedir. Dükkânların mimarisi ve merdivenlerin yapısı genel görüntüye Venedik havası vermektedir. Abdülhamid’in pratik veya estetik kaygılarla değil, yapının dükkânlarında mevzilenebilecek isyancıların her iki cepheden de askerlere ateş  edebileceğini düşünmesinden dolayı güvenlik açısından sakıncalı bulunan proje hayata geçemez.

Nisan 1902 tarihli, Galata Köprüsü’nün yenilenmesini içeren ve Joseph Antoine Bouvard’ın imzasını taşıyan diğer bir proje ise daha kapsamlı bir güzelleştirme tasarısının parçasıdır. Doğum yeri gene Paris olan projede bu kez tümüyle Avrupai bir imaj verilmektedir.

1902 yılının sonbaharında ise  M.A.N. isimli bir Alman firması tarafından üçüncü bir proje taslağı hazırlanır. (Le Moniteur Oriental, 2 Ekim 1902) Her ne kadar kontrat 1906 yılında imzalansa da inşaat II. Abdülhamid devrinde başlayamaz. 1909 yılında Meşrutiyet hükümeti aynı Alman firmasıyla 1992’ye kadar İstanbul’a hizmet veren köprünün yapımı için anlaşır.  Sözleşmeye göre maliyet tutarı olan 237 bin Osmanlı altını Deutche Bank’a yatırılır. Sonradan köprü üzerinden geçirilen tramvay yolları, bazı ek tesisler ve kontrol giderleri ile birlikte maliyeti 259 bin Osmanlı altınına çıkar. Köprünün yapımına 1910 yılında başlanır ve iki yıl sürer, açılışı 27 Nisan 1912’de yapılır. Artık yeni bir Galata Köprüsü, İstanbul’un hizmetindedir.

Montaj işleri Karaağaç’ta kurulan bir şantiyede yapılır. Parçalar romörklerle çekilerek eski köprünün yanına getirilir ve kısa sürede yerlerine monte edilir. Tamamı 12 parçadır. Altı parçası Karaköy tarafındadır ve toplam uzunluğu 219 metredir. Eminönü tarafında ise beş parça bulunmaktadır ve toplam uzunluğu 184 metredir. Büyük gemilere yol veren orta açıklık (kapı gözü) ise düşey bir menteşe ile Karaköy tarafına bağlıdır. Açıklığı 67 metre olan kapı gözü, bu menteşe etrafında 180 derece dönerek açılıp kapanır.

Zamanla kenar ayaklarda tasman görülmüş v 1927 yılında Eminönü tarafı kenar ayağı 60 cm., 1928’de de Karaköy tarafı kenar ayağı 40 cm. yükseltilir. 7 Haziran- Ağustos 1954 tarihinde de ciddi bir onarım gören Galata Köprüsü’nün her iki kenar ayağı 70’er cm. yükseltilir.

Üçüncü Unkapanı Köprüsü (1912)

Galata Köprüsü 1912’de yenilenirken buradan çıkan 37 yıllık köprü, Unkapanı’na götürülür. Üçüncü Galata Köprüsü olarak 1875’ten bu yana İstanbul hayatında yer alan bu köprü, 23 yıl da Unkapanı’nda hizmet görür. Fırtınadan dolayı bir kaç kez kopan köprü 1922 yılında kullanılamaz duruma gelir. Bazı kısımları Belçika’ya sipariş edilir ve değiştirilir. Ayrıca Unkapanı tarafına 16 büyük kazık üzerinde oturan betonarme bir kenarayak yapılır. Köprünün 480 metre olan boyu da 440 metreye indirilir. Özenli bakım sayesinde 1936’ya kadar dayanabilir. 12 Şubat 1936 Çarşamba gecesi İstanbul’da görülmemiş bir yıldız-karayel fırtınası çıkar ve Unkapanı Köprüsü’nü paramparça eder. Parçalar Haliç’e dağılır.

Unkapanı’nda Dördüncü Köprü : Atatürk Köprüsü (1940)

Unkapanı Köprüsü’nün yenilenmesi fikri ve çalışması 1927’de başlar. Üyelerinin tamamı Türk mühendislerden oluşan bir komisyon kurulur. Nasıl bir köprü yapılacağını etüd eden komisyon sabit ayaklı köprünün yapılmasını, dönemin teknolojisiyle, mümkün görmez. Asmalı köprü fikrinden ise ekonomik olmayacağı, Haliç’in ihtiyacını görmeyeceği ve Haliç’in tarihi siluetini bozacağı gibi nedenlerle vazgeçilir.

Dubalı sistemde karar kılan komisyon, hazırladığı koşulları yerine getirecek firmalar arasında açık eksiltme yoluyla ihaleye çıkar. Eksiltmeye ikisi Alman, biri Fransız üç firma katılır. Proje yarışmasını 4 milyon TL. ile en ucuz teklifi veren Fransız firma kazanır.

1929’da yeni projenin yapılmasında tavsiyede bulunması isteği ile Belçika’daki “Beynelminel Demir Köprü Mütehassısları Cemiyeti’ne başvurulur. Önerilen uzmanlar arasında bulunan Fransa Köprüler ve Yollar Genel Müfettişlerinden Pigeaud’un tasarısı en ucuz görüldüğünden, kendisi ile köprünün avan projesi için sözleşme imzalanır. 1930’da proje tamamlanır. Fakat köprüden geçen araçlardan alınan 10 paraların köprü inşaası için yeterince birikmemesi nedeniyle ihalenin yapılması 1935’e kadar gecikir. Avan projeye göre ihale bedeli 1.565.666 TL.’dır. Bu bedelin içine inşaat ilaveleri vb. dahil değildir. 1935’te başlayan köprü 1940’ta 2.200.000 TL. maliyetle bitirilir.

Atatürk Köprüsü’nün demir aksamı 7500 tondur. Köprünün hesapları 1927 Fransa Demir Köprüler Nizamnamesine göre yapılmıştır. Köprü, 19’ar metrelik iki kenar gözden sonra 10 duba üstüne oturan 170 metrelik iki yan parça ve ortada da 70 metrelik bir köprü gözü ile toplam beş parçadır. Toplam 24 duba üstüne kurulu köprüde dubalar arası açıklık sekiz buçuk metre aralıklar vardır. Altından her çeşit direksiz gemi geçebilir, orta geçit gözlerinin genişliği 15 metre, serbest yüksekliği ise altı buçuk metredir. Tüm boyu 477 metre, eni ise 25 metredir. Köprü uzunluğu ilk projede 440 metreyken, köprü başlarının Henry Prost planına göre alacağı şekli uygun olabilmesi için 477 metreye çıkarılmıştır.

Unkapanı Köprüsü’ne, 1928 yılında Gazi Köprüsü adı verilmiştir. 1940’da yenisi yapılan köprüye ise Soyadı Kanunu’ndan sonra Mustafa Kemal Paşa’ya izafeten “Atatürk Köprüsü” ismi verilmiştir.

Yeni Haliç Köprüsü:

Boğaz ve çevre yolları ile bir bütünlük arzeden Yeni Haliç Köprüsü, Galata ve Unkapanı köprülerinden başka üçüncü köprüdür ve Halıcıoğlu ile Ayvansaray arasına kurulmuştur.

İlk etüdleri 1956 yılında yapılan bu köprünün projesinin hazırlanması 1967 yılında, 2. Beş Yıllık Kalkınma Planı çerçevesinde “Japan Bridge Consultants Co. Ltd.” isimli bir Japon müşavirlik firmasına verilir. Ardından gerek bu proje için gerekse alternatif projeler için uluslararası bir ilan verilir. Son başvuru tarihi 15 Mayıs 1970 olarak tespit edilmesine rağmen rekabeti arttırmak ve daha ekonomik proje teklifleri alabilmek üzere 14 Eylül 1970’ e kadar uzatılır. Başvuranların tekliflerini teslim tarihi ise 22 Mart 1971 olarak belirlenir. Bu süre zarfında idareye beş firma toplam 9 teklif verir. Tekliflerden biri idarenin müşavir firmaya hazırlattığı projedir. Teklifleri inceleyen İhale Komisyonu, en uygun projenin, Japon ve Batı Alman firmalarından oluşan “Haliç Köprüsü Konsorsiyumu” adındaki “Ishıkawajima-Harima Heavy Industries Co. Ltd. Tokyo-Japan” ve Julius Berger Bauboag A.G. Wiesbaden. West Germany” firma grubu olduğuna karar verir. Grubun teklifine göre köprü bedeli 193.535.532 TL.’dır. Diğer harcamalarla birlikte köprü maliyetinin 250 milyon TL.4na çıkacağı hesaplanır. Sözleşme 7 Eylül 1971’de imzalanır. Yapım süresi 900 gün olarak belirlenir. Köprü 995 toplam uzunlukta inşa edilir. Denizden yüksekliği 22 metre olan köprü, 3 gidiş, 3 geliş olmak üzere 6 şeritlidir. İki yanında ikişer metrelik yaya yolları bulunmaktadır.

Yaklaşık üç yıl öncesine kadar bu ölçülerde kullanılan Haliç Köprüsü’nün iki yanına bağımsız inşa edilen ek şeritler ilave edilmiştir.

Yeni Galata Köprüsü (1992)

1912’de inşa edilen ve çeşitli tamiratlarla 1992’ye kadar gelen köprü, 1992’de inşa edilen yeni Galata Köprüsü ile değiştirilir, eski köprü ise yokedilip edilmemesi tartışmalarının sonrasında Hasköy Balat arasına çekilir. Kısa bir süre yaya ve araç trafiğine açık olarak kalırsa da daha sonra geçişe tamamen kapatılır. Halen kapalı olarak burada durmaktadır.

Hüseyin IRMAK

Yararlanılan Kaynaklar:

  1. Yüzyılda Osmanlı Başkenti, Değişen İstanbul, Zeynep Çelik, s. 72-74

Boğaz ve Haliç Geçişlerinin Tarihçesi, İsmet İlter, Karayolları Genel Müdürlüğü Matbaası, 1973

 

Yorumlar

Yorum