KİTAP: “BİZANS SİYASAL DÜŞÜNCESİ – G. L. SEIDLER”

AHMET FAİK ÖZBİLGE

“Bizans Okumaları” etkinliklerimizde okuduğumuz G. L. Seidler’in “Bizans Siyasal Düşüncesi” adlı kitabı ipince olmasına karşın gerek bilgi, gerekse bilgilerin yorumlanışı açısından oldukça doyurucuydu.. Siyasi ve dini oluşumları, sınıflar arası ilişkileri de irdeleyerek, ekonomik ve toplumsal temellere göre yorumlamış. Bu da Bizans dönemini ve yapısını sanki daha derinine anlayabilmemize olanak sağlamış.. Şimdi, kitabın ilk bölümünü okurken aldığım notları, ara sıra da düşüncelerimi sizlerle paylaşmaya çalışacağım..

Birinci Bölüm: Bizans İmparatorluğu’nun Roma’dan Ayrılışı

MS III. yüzyılda Pax Romana’nın (Roma Barışı) sona ermesiyle başlayan kriz süreci, Avrupa’da Barbarlar’ın Batı Roma’ya son vermesine dek devam edecek.. Ama zaten, Doğu’nun ekonomik önemi sebebiyle (özellikle Mısır ve Mezopotamya), merkez daha III. Yüzyılın sonunda Doğu’ya kaymış.. İmparator Diocletianus (284-305) “tetrarşi” (dörtlü yönetim) sistemini kurmuş, kendisine de Nicomedia’yı (İzmit) başkent seçmiş.. Seyyar birlikler “comitatenses”i ve köylü asker sınır birlikleri “limitanes”i oluşturarak orduya yeni bir düzen getirmiş. Politik açıdan da rakipsiz, güçlü bir lider olmuş. III. Yüzyıl krizinden kaynaklı enflasyonu narh fermanlarıyla dizginlemeye çalışmış, ama bunda pek başarılı olamamış.

Yazar, Byzantium’un (ya da Doğu’daki başka bir merkezin) yeni başkent olmasının zorunluluklardan kaynaklandığını belirtmiş. Her şeyden önce Mısır ve Karadeniz eyaletlerinin kontrolü için.. Ayrıca yeni dinin ilanı pagan Roma tapınaklarından uzakta çok daha kolay.. Üstelik bu yeni başkent kıtaların da tam merkezinde bir yerde.. Hem kara hem de deniz başkenti.. Barış zamanında, şehrin önemli ticaret yolları üzerinde olması büyük bir avantaj, savaş çıktığındaysa düşman bir anda kapıda!! Öte yandan, Konstantin ve ardılları Diocletianus’un imparatorluğu bölerek yönetme sistemini büyük ölçüde devam ettirmişler. Kesin olarak Batı ve Doğu şeklinde bölünene dek, sadece 25 yıl tek bir elden yönetilmiş..

Roma’nın büyük geleneği Hıristiyan mistisizmiyle karışmış, aynı şekilde Helen ve Doğu fikirleri bir araya gelmiş.. Seidler, VI. yüzyılda Konstantinopolis nüfusunun bir milyona yakın olduğunu söylüyor.. Evrensel tek imparatorluk hayali İustinianos ile birlikte sona ermiş. Köle ekonomisi yıkılırken Doğu ve Batı ayrı biçimlere bürünmüş.. Bizans’ın (Doğu Roma) sürekliliği gelişken ekonomisine, Doğu’nun zengin şehirlerine ve merkezi erkin güçlü olmasına bağlıymış. Oysa Batı’da merkez güçsüz, toprak sahipleri kendi feodal devletçiklerini oluşturabilmekte, Mafia’nın yaptığı gibi köylüleri koruma vaadiyle esaret altına almaktalar.. İustinianos buna yasalarla mani olmuş, imparatorlar asker ve vergi kaynağı olan köylülerin özgürlüklerini koruyabildikleri sürece güçlü kalabilmişler.. Ve fakat, VII. Yüzyıldaki, Güney’de Araplara, Batı’da Slavlara karşı yaşanan büyük yenilgiler imparatorluğu derinden sarsmış. Yine de, Çin’e, Hint’e, Seylan’a dek uzanan bir ticaret mevcut. Bizans nomizması gümüş Pers sikkesinin en büyük rakibi.. Senato simgesel.. Ordu ve imparatorun erki dışında merkezi bir bürokrasinin etkisi de hissediliyor.

bizanssiyasal-dusuncesi_n

VII. yüzyıl itibarıyla Yunanca Latincenin yerini alıyor, Yunan kültürü ve Platon diriliyor. Artık Müslümanlar kapıda, üstelik Bizans’ın başına büyük dertler açacak Bulgar Devleti de oluşmuş.. Toplumsal çatışmalar başlamış ve pleblerin arasında Paulikienlerin yönettiği devrimci hareketler etkisini artırmakta. VIII. Yüzyılda Paulikienlerin güçlü heretik (sapkın), pleb (Roma’da işçi ve köylülerden ortaya çıkan burjuva sınıfı) hareketleri, yasalarda eşitlik, yargıda özgürlük açılımlarıyla Suriyeli hanedanlarca da destekleniyor gibi. Ama zamanla özgür köylüler feodalleşiyor, gerici rahipler iktidarı ele geçiriyor, mali sömürü başlıyor ve isyanlar iyice artıyor.. XII. yüzyıla gelindiğindeyse, tüm bunlarla uğraşmaktan yorgun düşmüş olan Bizans İtalyanlara yenilmiş, dünya ekonomisinin merkezi artık Cenova ve Venedik.. 1204 felaketiyse kaçınılmaz sonun başlangıcı oluyor….

Gelecek bölüm: Bizans’ın Resmi Öğretisi

Ahmet Faik Özbilge

Yorumlar

Yorum