Loccia

Üçüncü Avlu’nun doğu, yani Marmara tarafında bulunan hamam-hazine dairesi grubu da “arka oda” konumunda gibidir.
Hamamı kubbelerinden tanıyabiliriz, demiştik zaten; ona entegre hazine dairesini de balkonundan, daha doğrusu loccia’sından tanıyabiliriz.
Hazine dairesi her ne kadar bugün Topkapı Sarayı Müzesi’nin en gözde seksiyonu ise de, Osmanlılar zamanında– içinde hazine de saklansa – neticede bir depoydu. İçinde sadece elmas, yakut değil, türlü başka nesneler ve her nevi evrak vs. de saklanırdı.
Zaten, sarayın atıklarının denize döküldüğü yere bakması bir yana, mutfak bacalarına, hele hele daha yakın olan hamama ve onun dumanına, isine, külüne bu kadar yakın bir yerin çok prestijli bir yer olması beklenemez.
Yapının kubbe yerine çatıyla örtülü olması da, prestijli bir yer olmamasına işarettir.
Bunu bilince, dairenin o güzelim loccia’sının bir ara duvar örülerek kapatılmış olması çok şaşırtıcı gelmez.
Esasen, loccia’nın manzarası “bizim” için şahanedir. Padişah için güzel manzara, Yedi Tepe, onları süsleyen camiler ve Haliç’ti.
Bu konuda ve Topkapı Sarayı ile ilgili başka birçok konuda kaynağım Gülru Necipoğlu’nun şahane eseri “15. ve 16. Yüzyılda Topkapı Sarayı, Mimari, Tören ve iktidar”’dır. Ayrıntılar için oraya başvurulabilir.

Egemen Demircioğlu

Yorumlar

Yorum