MATRAKÇI NASUH’un İstanbul Görünümü

AYSEL ÇÖTELİOĞLU

 Bu yazıda, belki de pek çoğunuz bildiği 16. yüzyıla ait bir İstanbul görünümünü tanıtmak istiyorum. Eser, Osmanlı döneminde minyatür tekniğinde yapılmış en erken İstanbul görünümlerinden (1536 civarı) biri. Sanatçısı ise Matrakçı Nasuh olarak tanınan Nasuh bin Karagöz bin Abdullah el-Bosnavî (öl. 1561 civarı).

Resim 1

Resim 1; (A. Çötelioğlu’ndan)

 

Matrakçı Nasuh, Sultan II. Bayezid döneminde (1481-1512) Topkapı Sarayı III. Avlusunda bulunan Enderun Mektebi’ne girer ve burada eğitim görür. Silah ve matrak (sopalarla oynanan bir dövüş oyunu) oyunundaki başarısı nedeniyle yaşadığı dönemde de Matrakçı Nasuh adıyla tanınan sanatçı, nakkaşlığının yanı sıra iyi bir tarihçi, matematikçi, hattat ve silahşordur. Kanuni Sultan Süleyman’ın şehzadelerinin 1529 yılında başlayan sünnet düğünü şenliklerinde duvarları nakışlarla süslü kağıttan iki büyük hisar yapar. Hisarların içine yerleştirdiği askerlerle birlikte yaptığı top, tüfek ve matrak gösterilerindeki ustalığından ötürü Kanuni Sultan Süleyman kendisine 1529 tarihli bir beratla “üstat” ve “reis” unvanlarını verir. Aynı tarihlerde Mısır’a giden Nasuh, orada ünlü silahşorlarla katıldığı silah ve matrak yarışmalarında kazandığı başarılar nedeniyle “matrakçıların şahı Nasuh” unvanını alır. II. Bayezid, Yavuz Sultan Selim (1512-20) ve Kanuni Sultan Süleyman (1520-66) dönemlerinde tarih yazmakla görevlendirilen Matrakçı Nasuh’un tarih konulu eserlerinin yanı sıra matemetik (Cemâlü’l-küttâb), okçuluk, kılıç ve silahşorluk konulu (Tuhfetü’l-guzât) eserleri de vardır.

 

En önemli eseri ise bu yazının konusunu oluşturan İstanbul görünümünün de yer aldığı ve  Kanuni’nin 1533-1536’da yaptığı İran-Irak seferini anlatan Beyân-ı Menâzil-i Sefer-i Irâkeyn-i Sultân Süleyman Han’dır.  Kısaca Mecmu’-i Menâzil veya Menazilname olarak tanınan eserde, yol üzerindeki önemli menzilleri, fethedilen kentleri, kale ve limanları anlatmış ve resmetmiştir. Bu resimlerin bazıları topografik haritalar gibidir ve Avrupa portolonlarındaki kent betimlemelerini anımsatır. Yapılar tek tek farklı bakış açılarından resmedilerek yan yana getirilmiştir. Kentler, kentler arasındaki yollarda yer alan bitki örtüsü, nehirler hatta seyrek de olsa av hayvanları gözlemci bir anlayışla betimlenmiştir. Seferin başladığı İstanbul’dan başlayarak Anadolu, Batı İran ve Irak gidiş-geliş güzergahında özellikle Eskişehir, Konya, Bitlis, Diyarbakır, Halep, Tebriz, Sultaniye ve Bağdat gibi kentlerin betimlemeleri dönemin görsel belgeleri niteliğindedir.  Pek çok kez yayınlanan eserin tek nüshası İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi koleksiyonundadır.

16.yüzyılın İstanbul’u

Matrakçı’nın İstanbul minyatürü karşılıklı iki sayfa (8b-9a) halindedir. İlk sayfada tarihi yarımada (8b), karşı sayfada (9a) Galata yer alır. Her ikisi de ayrıntılı ve özenle resmedilmiştir. Galata resminin bulunduğu sayfada Üsküdar, Haliç ve Eyüp kıyıları da yer alır. Geleneksel Osmanlı minyatürü tarzındaki resim, harita üzerine işlenmiş bir şehir planına da benzer. 200 civarında yapı, farklı bakış açılarından resmedilerek adeta istiflenmiştir. Bazı önemli yapılar diğerlerinden daha büyük gösterilerek vurgulanmıştır. Yapıların arasında tek tük görülen çam, servi ve meyve ağaçları, çiçek buketleri özellikle Galata’da sur dışındaki boş alanlarda yoğundur ve kentin bitki örtüsü hakkında fikir verir. Meyve ağaçlarının dallarında görülen meyveler bahar aylarına işaret eder.

1963 yılında eserin tıpkıbasımını yaparak inceleyen Yurdaydın, cami, medrese, bedesten gibi yapıların daha gerçekçi resmedildiğini hamam, türbe ve kiliselerde ise ikonların[1] kullanıldığından söz eder. Gerçekten de örneğin kiliseler çoğu kez üç nefli bazilika planlıdır. İstanbul ve Galata resimlerini ilk inceleyen Fransız mimar ve sanat tarihçi Albert Louis Gabriel bazı anıtları isimlendirmiş ve daha sonra W. Denny her iki sayfadaki 121 yapıyı teşhis etmiştir[2].

Resmin tarihi yarımada bölümü (8b) orijinal formunda değil dikdörtgene yakın bir formdadır.  Burada sanatçının kentin önemli anıtlarının ve bölgelerinin tamamını resmetme kaygısı hissedilir. Sol üst köşede Topkapı Sarayı görülür. Yarımadayı deniz tarafında Bizans surları, kara tarafında ise Fatih Sultan Mehmed’in yaptırdığı kara surları çevreler. Bab-ı Hümayûn kapısı orijinal haliyle yani iki katlı olarak resmedilmiştir. I. Avlu gerçekte dikey bir dikdörtgen iken burada yatay dikdörtgendir ve bu avluda seçilebilen tek yapı gerçek mimarisinden tamamen farklı olarak resmedilmiş olan Aya İrini Kilisesi’dir. II. Avlu’ya geçit veren çift kuleli Babüsselam kapısı gerçekçi bir biçimde betimlenmiştir.  Aslında dikdörtgen formlu olan II. Avlu/Adalet Meydanı ise köşegen bir formdadır ve burada tanınabilir tek yapı Adalet Kulesi’dir. Kule’nin hemen önündeki dikdörtgen, az pencereli yapı Harem’dir. Oysa Kanuni döneminde Harem’in yapılar topluluğu halinde gelişmeye başladığını biliyoruz. II. Avlu’dan III. Avlu’ya geçilen Babüssaade Kapısı’nın yönü tamamen değiştirilmiş ve Adalet Kulesi’nin tam karşısına alınmıştır. III. Avlu’da (Enderun) hayali? bir köşk görülür. Avlu’nun dışında ise bir bahçe içinde bir köşk ve havuz resmedilmiştir.

Resim 2

Resim 2; (G. Necipoğlu’ndan)

 

Topkapı Sarayı resminin detaylı incelenmesi, Matrakçı Nasuh’un resmin genelinde nasıl bir yöntem izlediği hakkında fikir verir. Topkapı Sarayı’nın bulunduğu konum doğrudur. III. Avlu yönünün değiştirilmiş olması sanatçının Saray’ı bulunduğu konuma sığdırması kaygısından kaynaklanır. Bazı yapılar hiç resmedilmemiş ve görünüm adeta özetlenmiştir. Aya İrini, Harem ve köşk betimlemeleri birer sembol halindedir. Resmin genelinde de var olan yön sapmaları ve sembolleştirilmiş yapılar, pek çok yapının tanımlanabilir olmasını engeller. Bab-ı Hümayûn’ndan sayfanın üst kenarına doğru büyükçe bir cami görülür. Bu cami Küçük Ayasofya Camii (Sergios ve Bakhos Kilisesi) olmalıdır?. Bu bölgede genellikle iki katlı evler, mescit ve kiliseler vardır.

Resim 3

Resim 3 ;(F. Yenişehirlioğlu’ndan)

Bab-ı Hümayûn Kapısı’nın biraz ilerisinde, kara surlarının hemen yanında gerçekçi bir betimleme ile Ayasofya görülür. Aysofya’nın hemen yanındaki kilise, Güngördü Kilisesi olarak tanımlanır[3]. Kilise’nin sağında yer alan Hippodrom’un da yönü değiştirilmiştir. Ancak bu dönemde (olasılıkla eski Marmara Üniversitesi Rektörlük binasının bulunduğu yöndeki) bazı sütunların, yılanlı sütundaki yılan başlarının mevcut olduğu görülüyor ve burada üç dikilitaş ile birlikte iki sütun daha resmedilmiş. Hipodrom’un öntarafında yer alan yapı İbrahim Paşa Sarayı’dır. Ancak burada Saray’ın divanhanesi ve kule yer değiştirmiştir. Nasuh, İbrahim Paşa Sarayı’nın arka cephesini göstermeyi değil bakış açısına göre ters olsa da ön cephesini göstermeyi  seçmiş olmalıdır. Saray’ın hemen yanında ise bir dikilitaş görülür.

Resim 4

Resim 4; (E. Atıl’dan)

İbrahim Paşa Sarayı’ndan resmin soluna doğru bakıldığında 15 kubbeli Kapalı Çarşı görülür. Burada boya bozulmaları olduğundan kubbeler net bir biçimde seçilemiyor. Biraz aşağıda Sultan II. Bayezid Camii ve külliyesine ait yapılar betimlenmiştir. Resmin en gerçekçi ve ayrıntılı betimlemelerinden biridir. Bayezid Cami’sinin hemen altında günümüzde mevcut olmayan ve Fatih’in İstanbul’un fethinden sonra ilk yaptırdığı saray olan Eski Saray yer alır. Dikdörtgen dış ve iç sur içinde yapılar topluluğu halinde resmedilmiştir. Etrafında kilise benzeri yapılar yer alır. Biraz aşağıda yine ayrıntılı bir betimlemeyle Fatih Camii vardır. Caminin 16. yüzyıldaki orijinal halini yansıtması açısından belge değeri taşıyan bir minyatürdür.

Sayfanın sağ kenarında Hipodrom’um altında Kadırga Limanı ve Bizans döneminden kalan iki kuleli bir sur duvarı ile çevrili Langa Bostanı resmedilmiştir. Bizans döneminde Vlanga isimli eski bir liman olan bu bölge Bayrampaşa deresinden gelen kumlarla dolmuş ve 16. yüzyılda bostan olarak kullanılmıştır. Sayfanın sağ alt köşesinde ise Yedikule resmedilmiştir. Burada da boya bozulmaları vardır.

Sayfanın sol kenarında ise surlar Toplu Kapı, Eminönü ve evler resmedilmiştir. Sahil surlarının sağında, Kapalı Çarşı’nın biraz altında, bir kule resmedilmiştir. Bu kule, St. Eirene Kulesi, yanındaki cami ise 1479 yılında tamamlanan Atik İbrahim Paşa Camisi olarak tanımlanmıştır[4]. Orta Bizans dönemine tarihlenen St. Eirene Kulesi, günümüzde 1623-40 yılları arasında Mahpeyker (Kösem) Valide Sultan adına inşa edilen Büyük Valide Hanı’nın üçüncü avlusundadır.  Tarihi Yarımada betimlemesinde söz edilen bu yapılardan başka türbe, dikilitaş, hamam, çarşı, medrese, ev ve kiliseler yer alır. Sayfanın alt kenarı diğer sayfadaki Haliç kıyıları ile birleştirilmiştir.

Resim 5

Resim 5; (E. Atıl’dan)

Galata, Eyüp ve Üsküdar’ın resimlendiği 9a sayfasında ana unsur Galata Kulesi’dir. Galata bölgesi denize doğru kuleli bir sur duvarı ile sınırlandırılmıştır. İç kısımda bir sur duvarı daha görülür. Sur içinde küçük bir mescit, evler ve çoğunlukla bazilika planlı kiliseler görülür. Sur dışında deniz kenarında, Üsküdar yönünde Tophane-i Amire, toplar ve liman, Haliç tarafında ise Tersane-i Amire görülür. Denizde kadırga, yelkenli ve kayıklar ile Kız Kulesi resmedilmiştir. Galata minyatüründe sur dışında kalan alanlarda bahçe içinde birkaç köşk ve bir mescit yer alır. Bahçede Osmanlı minyatürünün geleneksel stilize çiçek motifleri ile birlikte karanfil, lale gibi natüralist çiçek motifleri, servi ve meyve ağaçları görülür.

Matrakçı Nasuh’un İstanbul minyatürü, 16. yüzyıl şehir mimarisi veya yerleşimi hakkında önemli bilgiler verir. Minyatürde bazı Osmanlı mimari anıtları daha detaylı ve gerçekçi betimlenmişken, Bizans yapılarına çok fazla yer verilmemiştir. Örneğin Bizans sarayları ve sarnıçları resmedilmemiştir veya tespit edilememiştir. Kiliseler ise sembolik betimlemeler halindedir. Burada tanımlanabilen az sayıda yapıdan söz edildi. Merak edenler için Nurhan Atasoy’un 2015 yılında üç cilt halinde (eserin tıpkıbasımını da içeren) yayınladığı,  “Silahşor, Tarihçi, Matematikçi, Nakkaş, Hattat Matrakçı Nasuh ve Menazilnamesi” kitabı (ne yazık ki çok fazla inceleme fırsatım olmadı) çok daha ayrıntılı bilgiler verecektir. Ya da İstanbul puzzle modeli sizleri bekliyor.

Aysel Çötelioğlu

Kaynaklar

ATASOY, Nurhan     ;           Hasbahçe, Osmanlı Kültüründe Bahçe ve Çiçek, İstanbul 2002

ATASOY, Nurhan     ;           Matrakçı Nasuh’un İstanbul’u, Kubbealtı Sohbetleri, 2013

ATIL, Esin                 ;           Süleymanname, The Illustrated of Süleyman the Magnificent, National Gallery of Art, Washington 1986

ÇÖTELİOĞLU, Aysel;         İstanbul’un 100 Ressamı, İstanbul’un Yüzleri Serisi: 1, İBB Kültür A.Ş. yayınları, İstanbul 2009.

DENNY, Walter. B.  ;           A Sixteenth Century Arcitectural Plan of Istanbul, Ars Orientalis, VIII,  (1970), s. 49-63

ERCAN, Sevcan        ;           İstanbul’da Bir Orta Bizans Dönemi Kulesi: İrene Kulesi, İTÜ, FenBilimleri Enstitüsü, Yayımlanmamış  Yüksek Lisans Tezi, 2012

KÖSEBAY, Yonca   ;           An Interpretive Analysis Nasuh’s Beyan-ı Menazil: Translating Text to Image, Massachusetts Institue of Tecnology 1998

 NECİPOĞLU, Gülru ;       15. ve 16. Yüzyılda Topkapı Sarayı Mimari, Tören ve İktidar, Çev. Ruşen Sezer, YKY-2428, İstanbul 2007

YENİŞEHİRLİOĞLU,Filiz  ;        İbrahim Paşa ve Sanatta Devrim Olarak Heykel  Hippodrom/Atmeydanı, İstanbul’un Tarih Sahnesi, Pera Müzesi yayını: 40, s.11-127

YURDAYDIN, Hüseyin;      Nasûhü’s-Silâhî (Matrakçı) Beyân-ı Menzil-i Sefer-i Irâkeyn-i Sultân  Süleyman Han, Ankara 1976.

YURDAYDIN, Hüseyin ;     Matrakçı Nasuh, TDV İslam Ansiklopedisi, C. 28, 2013, s.143-145

[1] Yurdaydın 1976, s. 47

[2] Yurdaydın 1976, s. 45; W. Denny 1970, s. 49-63

[3] Atasoy 2013, Kubbealtı Sohbetleri

[4] Ercan 2012, s. 53, 54, 77

Yorumlar

Yorum