MYSİA YOLLARINDA MİSTİK BİR MACERA

AHMET FAİK ÖZBİLGE

Uğur Aşgel geldi Barselona’dan.. Bende kaldı bir gece.. Şu ara müsaitim, hadi bir şeyler yapalım dedi, tur falan.. Amsterdam, Marakeş, çöller, 80 günde devr-i alem derken trekking, doğa yürüyüşleri geliverdi aklımıza. Pek anlamadığımız bir konu gibi ama, elde döküman, serde macera ruhu var, neden olmasındı ki?!

Bi kere ağır trekking olmaz, deneyimimiz sıfır, doğa yürüyüşü kulağa hoş geliyor, makul bir yerde düşünülebilir.. Bursa Nilüfer Belediyesi’nin hazırlamış olduğu kitapçık var elimizde: Mysia Yolları! İsim çekici, hem İstanbul’a yakın, hem de İstanbul dışı, haftasonu şehirden kaçmak isteyenler için birebir.. Yattı valla aklımıza.

Ama bizim asıl uzmanlık alanımız kültürel yürüyüş gezileri, o zaman kuru kuruya yürümek olmaz, doğaya dair konular anlatılacak, bilgiler, deneyimler paylaşılacak. İlkönce Kızılderililer geldi aklımıza, ne de olsa onlar da Türktüler 🙂

Kızılderilillerin doğayla içiçe yaşamları, felsefeleri, inançları, uygar dediğimiz toplumlarla mukayeseler vs.. Ulu Manitu, ruhlar alemi, reenkarnasyon, büyü, sihir, muska, fal, hipnoz falan, hatta meditasyon da cabası..

Vahşi doğada hayatta kalma, barınma, yılanlar, çiyanlar, örümcekler, haliyle zehir ve de panzehirler; sonra ilk yardım, sıcağa ve soğuğa karşı alınacak bilimum önlemler, ve tabi ayakkabı ve çorap seçimi (gerçi bir ara Uğur parmak arası terliğe yöneldi, Toroslar’da dağ bayır parmak arasıyla yürüyen bi rehber varmış, onu kıskandı)..

Neyse uzatmayayım, hazırladık programı, verdik ilanı. Cumartesi-Pazar Mysia’dayız. Hedefimiz, deniz otobüsüyle Mudanya, oradan da Misi Köyü, dere kıyısında atıştırma, çay, çemen ve başlasın artık doğa yürüyüşümüz, elimizde harita vs var, kaybolmayız inşallah! Akşama doğru bir minibüs Dağyenice Göleti civarından bizi toplayacak diye ümit ediyoruz. Gece Gölyazı’dayız, sazan, yayın ve turna balıklarının tadına baktıktan sonra güzel olduğunu tahmin ettiğimiz Şoray Hanim’ın apartında kalacağız. Ertesi gün sabah kahvaltısının ardından Gölyazı sahil yürüyüşü, kiliseyi, camiyi, köprüyü, ağlayan çınarı ziyaret, kısmetse balıkçı kadınlarla, kahvede oturanlarla, esnafla sohbet muhabbet, sonrasında da Mudanya’ya dönüp deniz otobüsü vaktine dek demlenmek.. Buraya kadar dilek ve temenniler bölümüydü, yazının devamı da artık gezi sonrasında, tabii dağda bayırda kurda kuşa yem olmadan sağ ve de salim dönebilirsek..

 

AHMET FAİK ÖZBİLGE    

Yorumlar

Yorum