Radyo Başına !

FİLİZ SEVER

Haydi, radyo başına program başlıyor!

10 Nisan 2017 Pazartesi saat 20.00 Kent FM 101.4 radyo kanalında 1001 İstanbul Yaramazof Kardeşlerle (Ahmet Faik Özbilge, Burhan Dursun, Cem Cinol ve Hüseyin Avni) ‘İstanbul’un En’leri üzerine bir sohbet dinliyoruz. Bu arada hemen hatırlatalım, her hafta pazartesi günleri bambaşka konularla bizlere tam 2 saat keyifli dakikalar yaşatıyorlar.

Onları dinlerken sanki bir masa başında oturmuş maaile konuşuyor gibi hissediyorsunuz. Muhabbete bir yerden başlıyorlar ama araya neler girmiyor ki… Hatta program sırasında telefonla bağlanan şahıslar bile o açılan muhabbete dalıyorlar ve spontane gelişen sohbet, ta çikolataya ve Bağdat Caddesi’ndeki çikolatacı dükkanının tarifine kadar varıyor. Böylece, siz de bu damak lezzetine ulaşmak için neredeyse hemen o dükkana gidip, çikolata almak istiyorsunuz.

İstanbul’un En’leri saymakla bitmez tabii ama güzel ‘En’lere değindiler. Surlar, kuleler, bostanlar, hipodrom, saraylar, köşkler vs… İstanbul için olmazsa olmaz ‘En’ler doğal olarak sohbete konu oldu. Tabii bir de sıra dışı ‘En’ler var, onlara da değindiler. Mesela, Osmanlı’nın en şişman paşası kim? diye sormakla kalmayıp, o paşa ile ilgili bütün ayrıntıları verdiler.  I.Süleyman dönemi paşalarından olan Semiz Ali Paşa, öyle kiloluymuş ki bindiği atı çökertirmiş. Hatta onun için yurt dışından ‘Katana’ adlı özel atlar getirtilmiş. Keza, Mihrimah Sultan ile Semiz Ali Paşa arasında bir izdivaç bile düşünülmüş ama gerçekleşmemiş. Yine paşaların zenginliğinden tutun da, hamamda nasıl öldüğüne varıncaya kadar hepsini çok keyifli anlattılar.

İstanbul’un enine boyuna masaya yatırıldığı ‘En’ler sohbeti olur da hiç en popüler pastaneleri konuşulmaz mı? Bir zamanlar Beyoğlu’nun en meşhur pastaneleri Markiz, Lebon, İstanbul Gezi, İnci vs… Ve Baylan pastanesi adını nasıl almış, onun hikâyesi de çok ilginçti. Tabii, burada yine damak zevki devreye girdi. İnci’nin profiterolü tartışmasız en meşhur seçilirken, Baylan’ın ünlü tatlısı ‘Kup Griye’ ile ‘Addis Ababa’ kıyaslandı. Her şeyin en ince ayrıntısına kadar sorgulandığı programda söyleniş biçimi açısından‘Kup Griye’ adı da mercek altına alındı.

Yine, Atilla İlhan gibi edebiyat dünyasının en ünlü simalarının hangi mekâna gittiklerinden bahsedildi. Türk sinemasının en meşhur çekim yerlerinden birisi olan Sevda Tepesi de haklı olarak ‘en’lerin içindeki yerini aldı. Hepimizin bildiği gibi birçok Türk filminde, aşk sahnelerinin çekimleri Sevda Tepesi’ndeki o meşhur ağacın altında yapılırdı.

Bu arada, hararetli geçen sohbete reklam ile ara verilmesi ve ardından bir şarkı ile tekrar bağlantıya geçilmesine de seviniyoruz. Çünkü şarkı seçimini kim yapıyorsa, çok güzel parçalara yer verdiği için doğrusu bir yandan da sıradaki müziği merakla bekliyoruz.

Yaramazof  Kardeşlerle Sohbet programını zevkle dinlerken, başka ‘En’ler ne olabilir acaba, diye aklımdan geçti. Sürekli artan nüfusu ile en kozmopolit kent olduğunu söyleyebildiğimiz gibi, İstanbul’un en meşhur sularını da hatırladım. Çocukken çok sık gittiğimiz Sarıyer’in Hünkâr, Kestane, Beykoz’un Sırmakeş, Karakulak, Çubuklu suları… Boğaz’ın çok özel suları olup, doğal kaynağından buz gibi akar ve Kestane Suyu’na karpuz saldığınızda neredeyse 10 dakikada karpuzu soğutur ve çatlatırdı.

Evet, dinleyicilerin aklına geliyor ama Yaramazof  Kardeşler o kadar keyifli anlatıyorlar ki programa katılan kişiler, sohbeti böldükleri için her ne kadar rahatsızlıklarını dile getiriyorlarsa da aslında farkında olmadan neredeyse onlarla aynı ortamda bulunuyormuş gibi konuya dahil oluyorlar ve renk katıyorlar.

Açık söylemeliyim ki; son yıllarda iyi bir radyo dinleyicisi değilken, bu program sayesinde radyo günlerime geri döndüm. Bugünlerde radyoda ‘en’ güzel programı yaptıkları için Yaramozof Kardeşler’e teşekkür ediyorum. Ve pazartesi akşamları iki saatinizi Kent FM 101.4’deki bu güzel sohbeti dinlemeye ayırmanızı tavsiye ediyorum. Söylemedi demeyin, bir kere dinleyince bağımlılık yapıyor. Bakalım, haftaya pazartesi hangi konuyu ele alacaklar?

Filiz Sever

12.04.2017

Yorumlar

Yorum