Şeytanoğlu

Bahsettiğimiz geniş alan bugün “Kantemir’in Sarayı” diye anılır.
Başlangıçta burası Kantakuzenos diye bir Rum asilzadesine aitti. Kantakuzenos’lar, malum, Bizans’a imparator da vermiş büyük bir aile (Orhan Bey İmparator Kantakuzenos’un kızı Teodora ile evlendi). O sülaleden bir kişi Süleyman’ın zamanında müthiş zengin oldu. Süleyman ona kürk ticareti tekelini vermişti.
Müslüman nüfus onu Şeytanoğlu diye anıyordu.
Şeytanoğlu çok entelektüel bir adamdı. Çok zengin bir kitap koleksiyonu vardı. Muhtemeldir ki Arşimet’in geçen tefrikada bahsi geçen kitabı onun kütüphanesine aitti.
(Gel gelelim, bu adamcağız nedense idam edildi ve malına mülküne el kondu. Ama Kantakuzenos’lar önde gelen bir Rum ailesi olarak varlıklarını sürdürdüler. )
* * *
Arsanın yüksek duvarlarını izleyip Balat yönünde biraz ilerleyelim. Biraz sonra uzaktan Tahta Minareli’yi göreceğiz. Oradan itibaren artık kabaca Balat’tır. Balat’ı başka bir gezimize bırakıp, biz, arsanın etrafını dolaşır gibi, sola dönelim. Birazcık tırmanacağız. Artık Fener’in tepelerine çıkıyoruz.
(Biraz yükseldikten sonra dönüp Haliç’e doğru baktığımızda Bulgar Kilisesinin kulesinin ucu binalar arasından gözükür.)
Yükselirken solumuza baktığımızda, yine arsanın içinde, harap bir halde bir kilise daha görürüz.
Bu “Ulah Sarayı”’dır.

Egemen Demircioğlu

15036324_10209334800061569_7049887660135744391_n

Yorumlar

Yorum