Kurtuluş Savaşı’nda Anadolu’ya silah kaçıran İstanbul’daki kayıp trenin hikâyesi

Birinci Dünya Savaşı koşullarında Osmanlı İstanbul’unda 15 ay içinde bir tren hattı kurulur. Bir kolu sekiz, diğer kolu ise yedi ay içinde inşa edilen bu hat, Silahtarağa Elektrik Santrali’ne kömür getirmek içindir.

İmparatorluk, İngilizlerle savaş halinde olduğu için İngiltere’den kömür ithali durur. Zonguldak Ereğlisi’nden gelen kömür gemilerini ise Rus denizaltıları batırmaktadır. Dolayısıyla şehir elektriksiz, gemi ve fabrikalar ise kömürsüz kalma tehlikesiyle karşı karşıyadır.

Bizans zamanından beri varlığı bilinen ve o güne dek endüstriyel olarak kullanılmamış olan Ağaçlı linyit rezervinin kullanılması gündeme getirilir. Sadece civar köylülerin kendileri için çıkarıp kullandığı ve belki dar bir piyasada sattığı Ağaçlı kömürünün fizibilitesi yapılır.

Taş kömürüyle üçte bir oranında karıştırıldığında santralde kullanılabileceği ortaya çıkınca Belgrad Ormanı içinden Göktürk (eski adıyla Petnahor) ve Kemerburgaz (eski adıyla Pyrgos) üzerinden Kâğıthane Deresi’ni takip ederek ilerleyen bir demiryolu hattının inşasına başlanır.

Bu, aynı zamanda askeri bir hattır. Organizasyon, resmi adı “Demiryol Alayı-Muhabere ve Muvasala Müfettişliği Umumiliği Şimendüfer Kıtası” olan “Ayastefanos Şimendüfer Alayı” tarafından yapılır. Bilindiği gibi o dönem, Osmanlı ordusu içinde Alman subaylar vardır. Dolayısıyla tren hattının kuruluşunda Almanlar da yer alır.

Hatta kullanılan lokomotifler, vagonlar, raylar ve diğer tüm aksam Almanya’dan getirilir. Lokomotifler, 1891-1900 arası üretimleridir. Raylar prefabriktir. Yaklaşık 8’er metre uzunluğunda, 61 cm. genişliğinde yekpare parçalardan oluşmaktadır. Bunlar birbirine eklenerek hat oluşturulmaktadır.

Hattın ameliyesi ise 3. Çorlu Amele Taburu’na yaptırılır. Malum, Amele Taburları; zanaatkârlar, ustalar ve mühendislik, mimarlık eğitimi almış kişilerden oluşmaktadır. Yanısıra Şimendüfer Alayı’nın 7, 8, 10, 12, 13, 18, 19 ve 20. bölükleri de işgücü olarak kullanılır.

İlk olarak Ağaçlı kolu, ikinci olarak ise Çiftalan kolu inşa edilen hat sayesinde santral yakıtsız kalmaktan, şehir ise elektriksiz kalmaktan kurtulur. Hat inşaatının fotoğraflanması ise Alayda görevli Hasan Mukadder (Dölen) Bey isimli bir subay tarafından yapılır. Söz konusu hattın varlığının günümüzde biliniyor olmasında, çekilen bu fotoğrafların önemi büyüktür.

Dekovil hattı, 1921-1922’ye kadar tam verimle çalışır. Aynı zamanda İstanbul’un işgal yıllarında, Anadolu’da süren kurtuluş mücadelesine önemli hizmetlerde bulunur. O yıllarda Haliç ile Kâğıthane Deresi’nin birleştiği mevkide bulunan silah ve cephane depoları işgal kuvvetlerinin denetimi altında mühürlüdür. Buradaki silah ve mühimmatın Anadolu’ya kaçırılması çalışması yürütülür. Nakliyenin en verimli rotası Haliç-Karadeniz Sahra Hattı’dır. Cıvar köylerin ileri gelenleri ve gönüllüleri de organize edilerek geceleri depolardaki mühimmat vagonlara yüklenir. Nakil gecelerinde, güzergâh üzerindeki köylerde bulunan işgal askerlerini oyalayacak çeşitli programlar yapılır. Ve gecenin geç saatlerinde tren hareket ettirilir. Gürültü çıkarmaması için sürat te yaptırılmayan trenler, böylece Haliç depolarındaki silahları Ağaçlı üzerinden Karaburun’a ulaştırır. Tüm mühimmat burada bekleyen teknelerle İneböolu’ya aktarılır.

Savaşların bitmesi, koşulların giderek normalleşmesiyle Karadeniz’den Silahtarağa’ya kömür taşımak ta artık ikincil planda kalır. Çünkü sağlanan güvenlik ile Zonguldak kömürleri yeniden elektrik fabrikasına gelebilmektedir. Demiryolu hattını kullanarak kuzey havzasında kömür çıkarmak işi, Cumhuriyet döneminde Etibank’a devredilir. Bunun için Etibank’ın açtığı ihalelerde, işletmeye talip kimse çıkmaz. Hat, bu arada asker ve odun sevkiyatında kullanılmaktadır.

Giderek atıl durumda kalan hat, 1950’li yıllara girildiğinde kuzeyden güneye doğru sökülerek lokomotif ve vagonlarıyla birlikte Afyon’a götürülür. Burada bakımları yapılan malzemenin bir kısmı Afyon’da, diğer kısımları ise Hadımköy, Gelibolu ve Demirciköy’deki dekovil alaylarında kullanılır. Sonrasında hepsi zaman içinde bir şekilde kaldırılır, yokolur.

Günümüzde; o dönem üretimi olan bu lokomotiflerden sadece bir tanesinin varlığından haberdarız. O da Amasya Yeni Çeltek Maden Ocağı müdürlük binası sundurmasında bulunmaktadır.

Aradan yaklaşık 45 yıl geçtikten sonra Haliç havzasına dair tarih derleme çalışmaları sırasında Yıldız Albümleri’nde bir fotoğrafına rastlanır. Altında “Kâğıthane demiryolu inşaatı sırasında” yazısı bulunan fotoğraf karesi şaşkınlıkla karşılanır. Fotoğraf, yeni bir izin peşine düşülmesini sağlar.

Henüz hiçbir iz bulanamayan günlerde Mert Sandalcı isimli bir koleksiyoner, kendisinde bu demiryolunun kullanım zamanlarına ait 12 fotoğraf, Prof. Dr. Emre Dölen’de ise hattın inşası sırasında çekilmiş fotoğraflardan oluşan bir başka albümün bulunduğunu söyler.

Emre Dölen, Yıldız’da rastlanılan fotoğraf karesini saray arşivine bağışlayan isimdi. Hat inşaatının fotoğraflarını çeken Hasan Mukadder Bey ise dedesiydi. 1915’e ait fotoğraflardan oluşan albüm, toruna miras kalmıştı.

Eldeki malzemeden vakit kaybetmeksizin bir kitap yapılır. “Kâğıthane- Kemerburgaz-Ağaçlı Çiftalan Demiryolu 1914-1916” ismiyle Kâğıthane Belediyesi yayını olarak çıkan kitap iki baskı yaparak tükenir.

Ardından bu hatta “Kayıp Bir Demiryolunun İzinde” başlığıyla günübirlik kültür turları düzenlenmeye başlanır. Hatta ait doküman bulma arayışı ise sürer. Bir yandan Mert Sandalcı, bir yandan benim takibim sonucunda yeni fotoğraflara ve üç ayrı albümle, bir hatırata ulaşılır.

Böylece 2016 yılı içinde “100 Yıl Sonra Kayıp Bir Demiryolunun İzinde” ismiyle daha kapsamlı bir kitap piyasaya çıkar. Bu defa Türkçe-İngilizce olarak yayımlanır.

Konuyla ilgili ilçe belediyeleri, hattın nostaljik olarak yeniden kuruluşu, aynı zamanda işlevsel yanının da bulunması yönünde girişimlerde bulunur. Kasım 2014’te ise Kültür Bakanlığı İl Müdürlüğü öncülüğünde, TURİNG işbirliğiyle, konuyla ilgili bir çalıştay düzenlenir.

Yapılan girişimlerin yanısıra sözkonusu çalıştay ile birlikte konu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin gündemine girer ve 2015 çalışma programına alınır.

Dekovil hattının yeniden inşaasına ait proje ihalesi için 13 Ocak 2017 tarihi ilan edilir. Üç etaba bölünen projenin ilk etabı Silahtarağa-Kâğıthane-Cendere, ikinci etabı Cendere-Ayvad Kemeri, üçüncü etabı ise orman içi-Çiftalan-Ağaçlı olarak oluşturulur.

Bu arada bazı kamuoyu grupları, projeye karşı çıkar. Öte yandan şehrin kuzeyinde kuzey otoyolu ve üçüncü havaalanı ile Kuzeyistanbul projeleri yürümektedir. Günümüzde büyük oranda tamamlanan ve hizmete giren bu çalışmaların yanı sıra Boğaz tüp geçişini de kapsayan Ümraniye-Hasdal ulaşım hattı önemli ilerlemeler kaydetmiştir. Yeni havaalanının Hasdal’a toplu taşıma bağlantısının bulunması, ilgili hatların Mahmutbey-Kâğıthane-Mecidiyeköy güzergâhını da içermesi gibi nedenlerle dekovil hattının yeniden inşa çalışması için erteleme kararı alınır.

İşte İstanbul’un kayıp treninin hikâyesinin özetlenmiş hali böyledir.

HÜSEYİN IRMAK

Yorumlar

Yorum