1,Gün

Tarihi M.Ö 3000’lere uzanan Antik dönemde KOTIAEION ismi ile bilinen masalcı Ezop’un doğduğu topraklar olan Kütahya’da yolculuğumuzun ilk durağı 1834 yılında yapılmış olan Haralambos Baş Melek Rum Ortodoks Kilisesi. Kilise, yapıldığı tarihte Kütahyanın en büyük ortodoks kilisesi ünvanına sahip olmuştur. Şimdilerde kapalı olan kiliseyi dışarıdan ziyaret edip şehrin bir diğer ibadet merkezi’ne 14.yy’da Yıldırım Beyazıd zamanında yapımına başlanıp 1402 yılında tamamlanan Ulu cami‘ye doğru yola çıkıyoruz

Gezimiz, Kütahya’nın zengin tarihine ışık tutan Kütahya müzesi ile devam edip ve sonrasında Antik dünyanın en önemli kentlerinden birine Aizonoi antik kentine doğru yola çıkıyoruz. İlk yerleşimlerin M.Ö 2500-2800 yılları arasında olduğu kazılar ile ortaya çıkarılan bu kentte, bizi dünyanın en iyi korunmuş tapınaklarından biri Zeus tapınağı karşılayacak ve dünyanın bilinen ilk borsa yapılarından biri Aizonoi Macellum’u ile antik Roma’nın ünlü imparatoru Dioclatianus’u anarak kent turumuzu tamamlayıp Uşak’a doğru yola çıkacağız.

2,Gün

Bilinen en eski ismi Temenothytia olan Hitit, Lidya ve Frig gibi uygarlıklara ev sahipliği yapmış olan  Uşak yolculuğumuzun ilk durağı, kentin Osmanlı dönemi sivil konut mimarisini görebileceğimiz Uşak evleri olacak. Ardından kent tarihini daha yakından incelemek üzere Uşak müzesine doğru yola çıkacağız. Müze gezimiz sonrası kentin en önemli antik kentlerinden biri olan Büyük İskender’in seferleri sonrası Makedonya’dan gelenler tarafından kurulduğu bilinen Blaundos antik kentini gezip, şehrin bir diğer önemli antik kenti olan Pepouza’ya doğru yola çıkıyoruz. Burada geçireceğimiz etkileyici zaman diliminin sonunda bir doğa harikası olan Ulubey kanyonu bizi bekliyor. Ve doğa ile tarihin en etkileyici buluşmalarından biri olan 2500 yıl önce Frigyalılar tarafından yapılan Clandras köprüsü manzarası ile ikinci gün gezi rotamızı tamamlamış oluyoruz.

3, Gün

Yolculuğumuz bir jeolojik yerleşim bölgesi olan ve peri bacalarına olan benzerliğinden dolayı Kuladokya olarak anılan Manisa’nın Kula ilçesinde yer alan 2012 yılında Tabiat anıtı olarak tescillenmiş Avrupanın 58. Dünya’nın 100. jeoparkı devam edecek. Ardından 18, ve 19,yy kent mimarisnin en özgün örneklerini inceleyebileceğimiz Kula evleri ile Kula’nın geçmiş kültürel zenginliğine dair bilgiler edindikten sonra toplamda 2320 km2 bir alanda yer alan Türkiye’nin en genç volkanik alanlarından birini, Kula Jeopark’ını ziyaret edeceğiz.  Ve son olarak Akhisar’da vereceğimiz yemek molası’nın ardından İstanbul’a doğru yolculuğumuz başlayacak.

Gördüklerimiz, öğrendiklerimiz, etkilendiklerimiz ve biriktirdiğimiz onlarca anı’nın ardından birdahaki rotalarda buluşmak üzere yolculuğumuz sona eriyor.

Yorumlar

Yorum