Fener Balat turu ilk durağı, Kara Surları: Tarihi Yarımada’yı çevreleyen, kara ve deniz surlarının toplam uzunluğu 21 km dir.  Haliç’le Marmara Denizi arasında uzanan yaklaşık 6 km’lik Kara Surları, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alır.  Surların yapımı, 413 yılında, II. Theodosius henüz 12 yaşında iken taht naibi olan Anthemius tarafından başlatılıyor, 427 yılında sona eriyor. 447’deki depremde büyük hasar görüyorlar ve 2 ayda yeniden inşa ediliyorlar. Kara Surları hattında halen varlığını sürdüren 8 sur kapısı Marmara’dan Haliç’e şu şekilde sıralanır: Yedikule Kapısı (İmparatorun kullandığı Altın Kapı da hemen yanında), Belgradkapı, Silivrikapı, Mevlanakapı, Topkapı, Sulukule Kapısı, Edirnekapı, Eğrikapı. Kendini defalarca şehre kalkan yapmış surları geride bırakıp Ayvansaray’ın içlerine doğru yürüyoruz.

Fener Balat Ayvansaray Gezisi:

Ayvansaray semti:

Blakherna Ayazması : Ayvansaray’daki Blakherna Meryemana Ayazması, Bizans İmparatorluğu dönemindeki en önemli kiliselerden biridir. İstanbul’da, Meryem Ana adına yapılmış en kutsal kilise olduğu söylenir. Kutsal su kaynağı üzerine kurulan ilk kilise yapısı, V. Yüzyılda, dindar imparatoriçe Pulkheria ve kocası Markianos tarafından yaptırılır… Günümüzde de Ortodoks Hıristiyanların en çok rağbet ettiği yerlerden biridir…

Ferruh Kethüda Camii : Fener Balat Ayvansaray gezimizin Balat bölümünde yer alan bu güzel cami, Kanuni Sultan Süleyman’ın sadrazamlarından Semiz Ali Paşa’nın kahyası Ferruh Kethüda tarafından yaptırılmıştır. 1562-1563 yıllarında yapılan caminin mimarı Sinan’dır. Caminin duvarlarında az örneği bulunan Tekfur Sarayı çinileri kullanılmıştır.

Surp Hıreşdagabet Ermeni Kilisesi : Ferruh Kethüda’nın bir sokak yanında, Fener Balat Ayvansaray bölgesinin tek Gregoryen (Apostolik) Ermeni Kilisesi… Kilisenin altında bulunan ayazma, buranın eskiden bir Rum Ortodoks Kilisesi olduğunu gösterir. Başmelekler Mikail ve Cebrail’e adanmış olan bu mabed mucizeleriyle meşhurdur. Fener balat turu Balat semti ile devam ediyoruz

Balat semti:

Ahrida Sinagogu : Bizans’tan kaldığı söylenen sinagog, Makedonya’nın Ohri kentinden İstanbul’a gelen Yahudiler tarafından 1427’de Balat semtinde kurulmuştur. Sinagogun altında Haliç’e dek uzanan bir dehliz olduğu söylenir. 22 Aralık tarihinde geleneksel Hanuka (Işık) Bayramı kutlamalarının yapıldığı, 500 kişilik kapasitesiyle halen Balat’taki, ibadete açık en büyük ve en önemli sinagog!

Çıfıt Çarşısı : Balat’ın merkezi diyebileceğimiz bu çarşı, aslında, eskiden buralarda yaşayan Yahudilerin bağıra çağıra alışveriş yaptıkları  biraz dağınık görünümlü, çok renkli bir yer. Zaten Çıfıt da Yahudi demek. İstanbul’un en eski sinagogları, meyhaneleri, işkembecileri hep bu Balat’ın Çıfıt Çarşısı’nın etrafında.

Agora Meyhanesi: Meydan anlamına gelen Agora sözcüğü gibi, Balat’ın bu meşhur meyhanesi de dört yol ağzından oluşan küçük bir meydan üzerinde bulunmaktadır. 1890 yılında Kaptan Asteri’nin açtığı meyhane bir süre kapalı kaldıktan sonra yeniden Balat’ta hizmete açılmıştır.

 

İşkembe Molası: Tarihi Balat Fetih İşkembecisi’nde, şirden, damardan, tuzlama, kelle tandır, kokoreç, Arnavut ciğeri, Niğde gazozu, zerde… İşkembecileriyle meşhurdur Balat… İşkembeden önce, Hüseyin’in Yeri’nde de bir tek atarsanız, daha da iyi olur tabii. Fener balat turu fener semti ile devam ediyoruz.

Fener semti:

Bulgar Kilisesi Sveti Stefan: Haliç kıyılarında, neogotik tarzı ve gri rengiyle dikkat çeken bu kilisenin en önemli özelliği demirden ve prefabrik yapılmış olması. 1898’de açılan kilise İstanbul’daki Bulgar Ortodoks cemaatine ait. Fener semti kıyılarında yer alan demir kilise dünyada türünün günümüze gelmiş tek örneğidir. Kilisenin çanları Rusya’nın Yaroslav kentinde tunçtan dökülmüştür. En büyüğünün ağırlığı yaklaşık 444 kilogramdır. Fener Balat turu nun en ilginç noktalarından biri olan kilise uzun süren bir restorasyon sonrası, 2018 yılı başında yeniden açılmıştır.

Kantemir Sarayı: İstanbul’da rehin tutulan Boğdan prensi Dimitri Kantemir’in Fener’de inşa ettirdiği saray. Saraydan günümüze kalanlar, etrafı duvarlarla çevrilmiş olan geniş bahçenin içinde bulunmaktadır. Fener semtinin bu ihtişamlı sarayından bugüne, iki katlı bakımsız bir bölüm ve bahçesinin ortasındaki Kudüs’e bağlı Aya Yorgi Metokhi Kilisesi kalmıştır, bir de bahçenin Balat’a bakan duvarına yakın duran Vlah Sarayı Kilisesi’nin harabeleri…

 

Kanlı Kilise (Moğollar’ın Meryem’i): Suriçi’nde, Bizans’tan günümüze orijinal haliyle ulaşabilmiş, halen ibadete açık tek kilise. Bir diğer özelliği de tarihi yarımadadaki yonca planlı yegane kilise olması. Fener’in Çarşamba semti sınırında yer alan kilisenin camiye çevrilmemesinde, denilene göre, Fatih Camii’ni yapan Rum mimar Hıristodulos’un ricaları önemli rol oynamış. Fatih’in bu konuyla ilgili fermanının fotokopisi kilisenin duvarında asılı… Kilisenin ismi İlhanlı Moğol Abaka Han’a gelin giden Prenses Maria’dan gelmekte.. Prenses, kocası ölünce şehre döndüğünde, hayatının son günlerini burada geçirmiş..

Kırmızı Mektep :

Fener Balat Ayvansaray turu nun göz bebeği olan Kırmızı Mektep Patrikhane’nin yukarılarında, Sancaktar Yokuşu ile Tevkii Cafer Merdivenleri arasında yer alır. Heybetli kubbesi, kızıl rengi ve yüksekteki konumu ile Haliç’in en etkileyici yapısıdır. 1881’de inşası biten mektebin mimarı, İtalya’nın kuzeyinde inşa ettiği şatolarla tanınan Konstantin Dimadis’tir.

Bizans Devri’nde kurulan Patrikhane Akademisi, 1453’teki fetih sonrası, Patrik Gennadios’un Fatih Sultan Mehmet’ten aldığı izinle Fener Rum Mekteb-i Kebiri olur. İstanbul içinde bir çok bina değiştiren okul, 1881 yılından itibaren, bu eşi benzeri olmayan mimarisiyle dikkat çeken yapıda eğitim vermeye başlar. Halihazırda Türkiye’nin en eski eğitim kurumu olarak anılır.

Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi

Ayasofya’nın 1453’te camiye çevrilmesinden sonra, bir kaç semt değiştiren Patrikhane, en sonunda, 1601 senesinde Fener’deki kadınlar manastırının olduğu yere taşınmıştır. Yapılan değişiklikler ve yeni inşaatlarla rahipler manastırına dönüştürülmüş, kilisesinin ismi de Aya Yorgi olmuştur. Avlusunda idari binalar, kütüphane, arşiv ve depolar, yaklaşık 10 yılda bir kutsal yağ Aya Myron’un hazırlandığı şapel yer almaktadır.. Aya Yorgi Kilisesi içinde, Ortodokslar için çok değerli kutsal emanetler olan 3 aziz ve 3 azizenin kemikleri, İsa Peygamber’in bağlanıp kırbaçlandığı sütunun bir parçası, çok eski ikonalar, XVI. Yüzyıldan kalma ikonostasis bulunmaktadır..


Surlar, Anemas Zindanı, Toklu Dede, Blakherna Kapısı, Blakherna Ayazması, Cabir Camii, Aya Dimitri Kilisesi, Balat evleri, Ferruh Kethüda Camii, Çay molası, Surp Hıreşdagabet Ermeni Kilisesi, Ahrida Sinagogu, Balat Çarşısı/Çıfıt Çarşısı, Agora Meyhanesi, Balat’ın Meşhur Fetih İşkembecisi’nde mola (işkembe sevmeyen için esnaf lokantaları), Balatkapı çıkışı, Bulgar Kilisesi Sveti Stefan (Demir Kilise), Bulgar Eksarhhanesi, Camhane, Fener evleri, Kantemir Sarayı, Tevkii Cafer Merdivenleri, Mesnevihane, Kanlı Meryem Kilisesi, Kırmızı Mektep, Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi, Aya Yorgi Kilisesi.

Buluşma saati ve yeri: 10:00 Ayvansaray Otobüs Durağı (Şehit Tolga Ecebali)

Yorumlar

Yorum