1001İSTANBUL – TIT TOPKATOURS
Gezi lideri CEM CİNOL 0532 6729927
Buluşma 10:00 Galatasaray Lisesi yanı Ara Café
Katılım ücreti 60 TL
Bilgi için Cem Cinol’u telefonla arayabilirsiniz.
Cem Cinol 05326729927

UZUN BİR SÜRE TURLARA ARA VERİYORUM. BU TURDA GALATASARAY’DAN TÜNEL’E, TÜNEL’DEN GALATA KULESİ’NE, SERDAR-I EKREM’DEN ŞİŞHANE’YE, BANKALAR CADDESİ’NDEN KARAKÖY’E UZANAN NOSTALJİK BİR YÜRÜYÜŞ YAPACAK, UZUN SÜREDİR YAPMAKTA OLDUĞUM PERA TURLARI’NIN (BEYOĞLU 60’LAR 70’LER, TEPEBAŞI TÜNEL TOMTOM ÇUKURCUMA, GALATA-BİNALARIN DİLİ OLSA VE AH BEYOĞLU VAH BEYOĞLU) BİR ÖZETİYLE PERA SERÜVENİMİZİ NOKTALAYACAĞIM.

Bugün Beyoğlu diye adlandırdığımız bölgenin serüveni Galata’da başlar. 1863-64 yıllarında Galata’yı Tünel’den ayıran surların yıkılmasıyla Galata bölgesinde yerleşik zengin aileler önce Tünel – Galatasaray arasında, daha sonra da Galatasaray – Taksim bölgesinde yerleşmeye başlayacaklardır. 1868’de yabancıların mülk edinmelerine izin verilince de Beyoğlu altın çağını yaşamaya başlayacaktır.
Galata’da yerleşik bankerlerin inşa ettirdiği birbirinden görkemli banka ve sigorta şirketi binaları, devrin modern iş hanları, Beyoğlu’ndaki görkemli konaklarla, yeni bir yerleşim biçimi olarak ilk apartmanlarla, eğlence ve alış veriş mekânlarıyla eklemlenerek, 19.YY’ın ikinci yarısından itibaren İmparatorluğun modern yaşamının görünen yüzü olacak Pera’yı yeniden biçimlendireceklerdir.
Konakları, apartmanları, eğlence yerleri, otelleri, bankalarıyla bir devrin İstanbul’unun modern yaşamının izlerine dokunarak, Galatasaray’dan Tünel’e, oradan da Galata – Şişhane – Bankalar Caddesi yoluyla Karaköy’ e inecek ve turumuzu bitireceğiz.

16. ve 18. yüzyıl arasında Avrupa devletleri büyükelçilikleri, Tünel ile Galatasaray arasında yer alan ve Sultanlar tarafından bağışlanan arazilerde kuruldular. 19. yüzyıl başlarında Fransızlar, Hollandalılar, İsveçliler, Ruslar, İtalyanlar ve İngilizler, büyükelçiliklerinin çevresinde Galata’dan bağımsız bir yaşam bölgesi oluşturmuşlardı.
Tünel ile Galatasaray arasında, Grand Rue de Pera’nın (İstiklal Cadesi’nin) iki yanında oluşan bu alan Stavrodromi (Dörtyol) diye anılıyordu.
Bölge 5 mahalleye ayrılmıştı; Dörtyol, Tomtom, Polonya, Asmalımescit ve Galatasaray.
Özellikle Galatasaray ile Asmalımescit arasında, Grand Rue de Pera’ya paralel olarak gelişen Aziziye Caddesi (şimdiki Meşrutiyet Caddesi), üzerinde sıralanan birbirinden değerli konutları, konakları, taş yapıları, otelleri, tiyatroları, parkları ve seyir terasları ile Cadde-i Kebir’in dışında, batılılaşan İstanbul’un çağdaş yüzü olmuştu.
Galatasaray’dan Tepebaşı ve Şişhane’ye doğru Batı bölgesi ile Tophane ve Galata’ya doğru Doğu bölgesi Pera’nın en önemli ve zengin yerleşim bölgelerine dönüşmüşlerdi.
Bir yanda Galata, diğer yanda Haliç – Pangaltı – Tatavla (Kurtuluş) ve Taksim – Şişli eksenlerine eklemlenmiş ama gerek zenginlik gerekse entelektüel yaşam nitelikleriyle, bu bölgelere adeta tepeden bakan ayrı bir İstanbul oluşmuştu.
Dörtyol denilen, İstiklal Caddesi’nin hemen kıyısındaki bu mağrur yeni istanbul, kentin yazgısına koşut, Beyoğlu’nun ışıltılı tiyatro, sinema, barlar, meyhaneler, lokantalar, randevu evleriyle şekillenmiş gece hayatının gölgesinde kalarak yaşamış ama, her zaman vakur ve üstten bakan, sesiz ve edalı duruşunu terketmemiştir.

“19. Yüzyıl yazarlarından İstanbullu Hagop Baronyan şöyle diyor: ”Galata’nın sınırları güneyde yankesiciler, batıda sarhoşlar, kuzeyinde katiller ve doğuda şarkıcı kızlardır” ve ekliyor: ”Paranın ve çılgınlığın sınırı yoktu”…
Evet, belki parada ve çılgınlıkta sınır yoktur ama 19. yüzyılın ikinci yarısında Osmanlı İmparatorluğu paranın sınırına gelmiştir. Saray 1854 yılında ilk kez dışarıdan borç almak zorunda kalır. ”Galata bankerleri” devlete borç vererek, alınan borçlara aracılık ederek, vergilerin toplanmasından, madeni para ihracına kadar, türlü yollarla, hazinenin açıklarını kapatmada Osmanlı hükümetine yardımcı olur ve giderek zenginleşirler. Bankalar ve finans kuruluşları, bu tarihlerde, liman civarında Galata’nın güney bölgesinde yoğunlaşmaya başlarlar. Paranın etrafında billurlaşan bir bankacılık ve finans merkezine dönüşen Galata’da Voyvoda Caddesi (sonraki adıyla Bankerler Caddesi) finans dünyasının kalbi olarak sivrilir. Bankerlerin çevresinde de yeni bir yaşam biçimi doğmaktadır. Zenginlik, Batı tarzı bir modernite getirmiştir. Galata ve çevresinde, bankaların ve banker ailelerinin yerleştiği birbirinden görkemli ve güzel mimari yapılar yükselmeğe başlar. Her mimari yapı, estetiği ve barındırdığı yaşamlarla türlü öykülerin kahramanlarına dönüşerek, zamanla, kent belleğine silinmeyecek bir biçimde yerleşir.
Binalar salt mimari yapılar olmaktan öte varlıkları üzerinden bir devrin tüm özelliklerini okuyabilmemizi sağlayan canlı organizmalardır. Binaların dilini okuyabilenler, bir kentin yaşam serüvenine yelken açarlar. Çok keyifli yolculuklara aralanan kapıların ardında, çeşitli dönemlerin türlü anıları canlanmaya, ete kemiğe bürünmeye başlar….

Galatasaray Postanesi, Sponeck Birahanesi, Meşrutiyet Caddesi, İngiltere Konsolosluğu, Hazzopulo, Pinto-Fresko ve D’Adrian Pasajları, Bristol Otel, Londra Oteli, Deniz Palas, Pera Palas, Tepebaşı Bahçesi, Tepebaşı Dram Tiyatrosu, Palazzo Donizetti, Corpi Sarayı, Camondo Binaları, Yemenici Abdüllatif Sokak, Decugis Konağı, 6. Daire, Tünel Binaları, Nergis Sokak, Ensiz Sokak, Müeyyet Sokak, Jurnal Sokak, Şehbender Sokak, Sofyalı Sokak, İsveç Konsolosluğu, Hidivyal Palas, Hotel D’Angleterre, Stavrodromo,
Yemek molası….
Serdar-ı Ekrem, Barnathan ve Doğan Apartmanları, Galata Kulesi, Büyük Hendek, Frej Partmanı, Bankalar Caddesi (Hezeran Han, Has Han, Narlıyan Han, Şark Han, Vefai Han, Voyvoda Han, Ceneviz Sarayı, Assicurazioni Generali Han, Société Ottomane de Change et de Valeurs Binası, Osmanlı Bankası, Kamondo Merdivenleri, Ankara Han, Bozkurt Han, Union Han, Minerva Han)….

Gün sonu bir yanda Süleymaniye diğer yanda Ayasofya’ya karşı haliç kıyısında ayrılık….

Yorumlar

Yorum