Gönlümüzdeki Program

Gönlümüzdeki Program ;

Mısır Çarşısı, Yeni Camii, Meydan, Kurukahveci Mehmed Efendi, Balkapanı, Asi Künefe, Tahtakale, Rüstem Paşa Camii ve Hanı, Ahi Çelebi Camii, Bekri Mustafa, Eski Hal, Odun İskelesi, Yemiş İskelesi, Galata Köprüsü,Hobyar Camii, Sultanhamam,Hidayet Camii, II. Mahmud, Valide Sultan Çeşmesi, I. Abdülhamid Türbesi,

Hocapaşa’da öğle yemeği (Filibe ve Rumeli Köftecileri, Erzurum Cağ Kebabı, Döner, Balkan Lokantası ve dahası)
Doğubank, İşbankası Müzesi, 4. Vakıf Han,diğer Vakıf Hanlar, Sirkeci Garı, TCDD Müzesi, Abdülaziz’in Avrupa Serüveni, Jöntürkler, Şark Ekspresi, Agatha Christie, Almanlar, Wilhelm II, Franz Joseph, Vlora Han, Art Nouveau, Büyük Postane, II. Abdülhamid, 93 Harbi, Düyun-u Umumiye ve hanlar, binalar, kahvehaneler, şekerciler….

Detaylar

DETAYLAR ;

Buluşma yeri : Mısır Çarşısı Önünde

Buluşma saati : 10:00
Katılım bedeli : 60 TL (Ödemeyi buluşma noktasında rehberimize yapabilirsiniz.)

Gezi lideri : Cem Cinol

İletişim : 0532 6729927

Geziye dahil olan ücretler ;

Rehberlik + kulaklık

Not: Gezi yürüyüş hızına bağlı olarak 16.00 – 17.00 civarı biter.

Cem Cinol’dan;

İstanbul’un Haliç girişinde, şehir kurulduğundan beri var olan limanın, Sirkeci’yle birlikte önemli bir bölümünü Eminönü semti oluşturmaktadır. Şehrin önemli bir merkezi olduğu kadar, dünyanın en önemli limanlarından birinin de merkezi olan bu semt, Unkapanı yolu üzerinde yer alan İstanbul Ticaret Odası’nın binası ile Sirkeci arasındaki sahil şeridi ve onun hemen arkasındaki çarşı bölgesini kapsamaktadır.
Semtin Bizans döneminde “Neorin Kapısı” ile “Porta Drungari”(Odun Kapısı) arasındaki kıyı ve liman bölgesi olduğu kaynaklardan anlaşılmaktadır. X. yüzyıldan sonra Cenevizliler ve Pisalılar başta olmak üzere Latin kolonileri, Eminönü-Sirkeci civarında imtiyazlı bölgeler elde edip, buralara yerleşmişler ve limanda kendi ticaret iskelelerini kurmuşlardır.
Osmanlı döneminde, İstanbul’un hukuki ve idari yapısını oluşturan üç kadılıktan [Eminönü, Eyüp, Üsküdar] biri ve en önemlisi olan Eminönü’ne “Belde-i Şahane”denirdi. Semt, Bizans döneminde olduğu gibi, Osmanlı döneminde de şehrin ithal ettiği malların boşaltılıp saklandığı, binlerce denizci ve tüccar ile onlara hizmet verenlerin işlerini gördüğü yoğun bir iş merkezi olmaya devam etmiştir. Bugün Eminönü’nde hala birçok han ve çarşı bulunmaktadır.
İstanbul’un kalbinin attığı liman yerleşimlerinden bir diğeri de Sirkeci’dir. Batıda Bahçekapı, doğuda Sarayburnu, güneyde Cağaloğlu semtleri ile çevrilmiştir. Osmanlı İmparatorluğu zamanında hem Topkapı Sarayı’na hem Babıali’ye yakın olması nedeniyle oldukça önemli olan Sirkeci’de birçok camii, han, çeşme inşaa edilmiş, Sirkeci Garı bu semtin adeta sembolü olmuştur.
Buharlı gemilerin yapılmaya başlanması, Şirket-i Hayriye, Sultan Abdülaziz Dönemi’nde demiryolunun Sirkeci’ye gelişi, tünelin yapılması, atlı ve daha sonra da elektrikli tramvaylar, 19.yy. sonunda Galata ve Sirkeci’de yapılan yeni rıhtımlar ve depolar, Dördüncü Vakıf Han,Postane ve Sirkeci Garı’nın inşası Eminönü – Sirkeci – Sultanhamam üçgeninin görüntüsünü tümüyle değiştirmiştir.
Bugün, inanılmaz canlılıkta süregelen ticaret yaşamıyla binbir renge bürünmüş bu bölge, tarihi yapıları, karmaşık sokakları, birbiri üzerine yaslanmış hanları, kokuları, sesleri ve kalabalığıyla Osmanlı İstanbul’unu günümüzde yaşatmayı sürdürüyor. Bize de keşfetmek ve yaşamak kalıyor.

Yorumlar

Yorum