İTHAM EDİYORUM…

 

İtham ediyorum.. Fransızcası J’Accuse ..1992’de ilk duyduğum zaman sözün  anlamı ve fonetiği beni derinden etkilemişti. Belki de haksızlığa karşı savunmacı ve koruyucu olarak dile getirildiği için belleğimde pozitif duyguyla yer etmişti. 1992  yılında Yahudi cemaati 500.yıl Vakfı içerisinde Türkiye Yahudi müzesini kurarak tarihimize, toplumumuza, psikolojimize, zenginliğimize, etimolojimize farkındalık yaratmış ve bununla birlikte bir dizi seminerler vermiş idi..

Arkadaşım Ayda ile evinde sohbet ederken annesi İzmirli yazar Raşel Rakella Asal bizi elimizden tutup 500. Yıl Vakfı’nın verdiği Dreyfus davası seminerine götürmüştü.. Genç yaşımın verdiği hülyalı dünyamdan birdenbire hayatın başka bir yüzüyle karşılaşmak benim için biraz şaşırtıcı ve üzücü olmuştu.

Dreyfus davasını özetlersek; Fransa’da yaşayan parlak geleceği olan masum subay Dreyfus’un sırf Yahudi olduğu için asılsız ve şüpheli belgelerle birlikte sağcı basının kamuoyunu da ikna ederek 1894 yılında mahkemelerce suçlu bulunmasıdır. Bunun üzerine Fransız aydın yazar  Emile Zola 1898 yılında L’AURORE gazetesinde Cumhurbaşkanı Felix Faure’a itham ediyorum başlıklı bir mektup yazarak yargıyı ve hükümeti suçlar. Basın ve kamuoyu ikiye bölünür. Bu haksız mahkumiyetin sebeplerini de şöyle  özetlersek; Fransa 1870 Sedan savaşında Almanya’ya karşı yenilmiş, Frankfurt antlaşmasıyla Alsace-Lorraine bölgesini yitirmiş ve 1879’da Panama bunalımını da kötü sonuçlanmıştı. Fransa  olumsuz sonuçların nedenini Almanya’ya gizlice sızdırılan bilgiden doğduğunu düşünmekte idi. Bayan Bastian Fransa savaş Bakanlığı’nda hem haber alma savaş görevlisi hem de Almanya Büyükelçiliği’nde temizlik görevlisi idi. Bir gün temizlik yaparken çöpün içinde Almanlara bilgi sızdıran bir belge buldu. Bu belgeden yola çıkararak ırkçı ve yanlı araştırmalar sonucunda verilen karar el yazının Hristiyan komutana ait olamayacağını ancak Yahudi komutana ait olabileceği idi. Bunun dışında Dreyfus suçun nasıl ortaya çıktığı konusunda o kadar habersizdi ki yazı karakterin ona ait olup olmadığını anlamak için kağıda bir şey yazmasını söylediklerinde, bunu sakinlikle yaptı. 22 Aralık 1894 te Sahte belgelerle Dreyfus mahkum edilerek ömür boyu hapse çarptırıldı ve rütbesi geri alındı.

Bunun üzerine 1898 yılında dönemin adalet savaşçısı  mahkumiyet sebebinin ayrıntılarını öğrenen Yazar Emile Zola cumhurbaşkanını adaletli davranmayıp suçsuz bir kişinin mahkum edilmesine izin verdiği için “itham ediyorum” başlıklı mektubu  L’ AURORE gazetesinde yayınladı. Kardeşi Mathieu Dreyfus araştırmaları sonucunda doğru belgeler ortaya çıkınca Dreyfus affedildi ve asıl suçlu Esterhazy 1906 yılında mahkum edildi. Dreyfus’un rütbesi binbaşılığa yükseldi Legion D’honneur nişanı yeniden göğsüne takıldı. Sonuçta adaletli sonuca doğru ilk adımı atan Emile Zola sayesinde suçsuz olan ortaya çıkmıştı. Bu olay dünyada ve tabi Osmanlı İmparatorluğu’nda da yankı yapmıştı.19,yy aydınlarımızdan Arkeolog, ressam İstanbul Arkeoloji Müzesi kurucusu ve müdürü ve Sanay-i Nefise mektebi kurucusu Osman Hamdi bey Fransa’da  hukuk eğitimi görmüş değerli bir büyüğümüzdü. Fransa’da  yaşayan kuzeni ile irtibata geçerek olayları yakından takip etti. Dreyfus haksız yere mahkum olduğunu bildiği için Emile Zola’nın yanında yer alarak savunmasını kuzeni Tevfik’in portresini yaparak uyguladı. Bu portrede 1894 yılında mahkum olduğu zaman L’ Aurore gazetesinde asıl suçlu olan Esterhazy rezilliklerini anlatan manşet ve altında kendi aklından kahraman Dreyfus yazan gazeteyi tutarken kuzeninin portresini yaptı. Bu resmin en güzel tarafı ise Emile Zola’nın adalet için savaşırken Osmanlı aydınımızın hep yanında olmasıdır. Bu davanın yankısı sadece 19.yy’da kalmaz günümüze kadar gelmiştir.

 

EMİ UYGUN

Kaynak 1: Yazar Sami Selçuk
Dreyfus Davası Dünyaca Unutulamayan Yargılama Yargısı
Kaynak 2: Yazar Edhem Eldem Osman Hamdi Bey Sözlüğü

Yorumlar

Yorum

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir